top of page

ABD ULUSAL GÜVENLİK STRATEJİSİNİN DÖNÜŞÜMÜ: 1986’dan 2025’e Öncelikler, Kopuşlar ve Yeni Büyük StratejiThe Transformation of the U.S. National Security Strategy: Priorities, Discontinuities, and the

  • Ersin Dedekoca
  • 16 Ara 2025
  • 16 dakikada okunur

GİRİŞ

Ulusal Güvenlik Stratejisi (National Security Strategy-NSS ), ABD’nin küresel sistem algısını, tehdit önceliklerini ve büyük stratejik yönelimlerini en üst düzeyde yansıtan temel politika belgesidir. Bu belge, yalnızca dış politika ve savunma tercihlerini değil; aynı zamanda ABD’nin dünya düzenine dair normatif varsayımlarını, müttefiklik anlayışını ve ekonomik güvenliği nasıl konumlandırdığını da ortaya koymaktadır. Bu yönüyle söz konusu belgeler, başkanlık dönemleri arasındaki süreklilik ve kopuşları analiz etmek için eşsiz bir referans noktası sunar.

Kasım 2025’te yayımlanan NSS ise, önceki belgelerinden yalnızca içerik bakımından değil; üslûp, öncelik hiyerarşisi ve dünya tasavvuru açısından da belirgin biçimde ayrışmaktadır. 2017 Belgesi büyük güç rekabetini stratejinin merkezine yerleştirirken, 2022 NSS’i bu rekabeti ittifaklar, demokrasi vurgusu ve “normatif düzen” savunusu üzerinden kurumsallaştırmayı hedeflemişti. 2025 NSS ise bu iki yaklaşımı kısmen sürdürmekle birlikte, öncelik daraltma, yük devri ve bölgesel ayrıştırma eksenlerinde daha sert ve seçici bir stratejik çerçeve ortaya koymaktadır.

Bu çalışma, 2025 NSS’yi tarihsel bağlamı içinde ele alarak; enerji, teknoloji, kritik mineraller ve ekonomik güvenliğin stratejiye girişini incelemekte; Obama, Trump ve Biden dönemleriyle karşılaştırmalı bir analiz sunmakta; son olarak Çin, Rusya, Avrupa ve NATO başlıkları özelinde belgenin küresel güç dengesi üzerindeki etkilerini değerlendirmektedir. Makalenin temel iddiası, “2025 NSS’nin ABD’nin, küresel liderlik anlayışını terk etmeden, seçici angajman ve maliyet-fayda temelli yeni bir büyük stratejiye geçişi temsil ettiği” çıkarımıdır.

INTRODUCTION

The National Security Strategy (NSS) is the principal policy document that most comprehensively reflects the United States’ perception of the international system, its threat priorities, and its overarching strategic orientation. Beyond outlining foreign and defence policy preferences, the NSS also reveals how the United States conceptualises the global order, frames its approach to alliances, and positions economic security within its national security thinking. In this respect, successive NSS documents provide a unique reference point for analysing both continuity and change across presidential administrations.

The NSS published in November 2025, however, differs markedly from its predecessors not only in substantive terms, but also in its tone, hierarchy of priorities, and broader worldview. While the 2017 NSS placed great power competition at the centre of U.S. strategy, the 2022 NSS sought to institutionalise this competition through alliances, a renewed emphasis on democracy, and the defence of a so-called “rules-based” or normative international order. The 2025 NSS, by contrast, partially retains elements of both approaches, yet advances a noticeably sharper and more selective strategic framework built around priority narrowing, burden-shifting, and regional differentiation.

This article examines the 2025 NSS within its historical context, tracing the incorporation of energy, technology, critical minerals, and economic security into U.S. strategic thinking. It offers a comparative analysis across the Obama, Trump, and Biden administrations and, finally, assesses the implications of the 2025 NSS for the global balance of power, with particular attention to China, Russia, Europe, and NATO. The central argument advanced here is that the 2025 NSS represents a transition towards a new grand strategy grounded in selective engagement and cost–benefit calculations, without constituting a wholesale abandonment of the United States’ global leadership role.

I. ABD’NİN ULUSAL STRATEJİ BELGESİ

ABD’de kamuoyunda genellikle “Ulusal Strateji Belgesi” denildiğinde kastedilen metin, resmî adıyla Ulusal Güvenlik Stratejisi (National Security Strategy) belgesidir. Bu belge, ABD’nin dünyaya nasıl baktığını ve önceliklerini en üst düzeyde özetleyen ”temel strateji dokümanıdır”.

Konuyu biraz daha açarsak NSS, ABD’nin, “küresel tehdit algısını, dış politika önceliklerini, askerî stratejik yönelimlerini, ekonomik güvenlik yaklaşımını ve müttefiklik ve bloklaşma politikasını” tek çerçeve içinde toplayan en üst düzey devlet belgesi olduğunu söyleyebiliriz.

NSS’in kurumsal zorunluluk hâline gelmesi, 1986 – Goldwater–Nichols Savunma Reformu Yasası ile olmuştur. Bu yasayla birlikte, ABD Başkanı’nın, Kongre’ye düzenli olarak Ulusal Güvenlik Stratejisi sunması zorunluluğu getirilmiştir.[i]

·        NSS’in Üç Aşaması

Ancak fiilî uygulamaya baktığımızda, özellikle aşağıdaki üç dönemden sonra “düzenlilik” kazandığını görmekteyiz:

1990lar: Soğuk Savaş sonrası “Yeni Dünya düzeni”,

2002: 11 Eylül sonrası “önleyici savaş doktrini”,

2017 sonrası, Çin merkezli “büyük güç rekabeti” dönemi.

Kısacası NSS’nin,  kurumsal başlangıcının: 1986; stratejik ağırlık kazanmasının: 1991 sonrası; jeopolitik sertleşmesinin: 2001 sonrası olduğunu söyleyebiliriz.

Söz konusu üç zaman diliminin kaynakça olarak doğrulanması aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.


[i] “PUBLIC LAW 99-433—OCT. 1, 1986”, 1.10.1986, https://www.govinfo.gov/content/pkg/STATUTE-100/pdf/STATUTE-100-Pg992.pdf



·        Hazırlayan Organlar ve Belgenin Amacı

NSS resmî olarak ABD Başkanı adına hazırlanır, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC) koordinasyonunda yazılır; sırasıyla Pentagon (Savunma Bakanlığı), Dışişleri Bakanlığı, Hazine Bakanlığı ve İstihbarat Kurumları (CIA, NSA vb.) katkı verir. Belgenin son hâli Başkan tarafından onaylanır ve Kongre’ye sunulur.

Hazırlanmasında yaşanan sürecin siyasi anlamı çok açıktır: “Bu metin Amerikan devlet aklının resmî dünya görüşüdür”.

NSS’in temel amaçlarını şöylece özetleyebiliriz:[i]

- ABD’nin tehdit tanımını belirlemek: Kim dost, kim rakip? Terör mü öncelikli, Çin mi? Siber saldırılar mı, nükleer tehdit mi?

- Küresel liderlik vizyonunu tanımlamak: ABD liderliğinde düzen mi? Çok kutuplu sistem mi? Batı ittifakının yeniden güçlendirmek mi?

Savunma ve silahlanma politikalarını yönlendirmek: Savunma bütçesi artacak mı? Hangi coğrafyalara askerî yığınak yapılacak?

Müttefiklere mesaj vermek: NATO’ya verilen önem; AB, Japonya, Güney Kore politikaları.

- Piyasalara ve küresel ekonomiye sinyal vermek: Yaptırım politikaları, Teknoloji savaşları, Enerji güvenliği.

II. ENERJİ, TEKNOLOJİ, KRİTİK MİNERALLER ve EKONOMİK GÜVENLİĞİN NSS’ NE GİRİŞİ

Günümüzde bu çerçeve, ABD’nin Çin’le rekabetini, “sanayi politikasının geri dönüşünü” ve “enerji–teknoloji–tedarik zinciri” üçgenini anlamak için temel kabul edilmektedir. Anılan konu kronolojik olarak, stratejik kırılma noktalarıyla ve başat kaynaklarıyla birlikte aşağıda ele alınmaktadır.

·        2000’lerin Başı: Enerji Güvenliği → Fosil Yakıt Odaklı Ulusal Güvenlik

- 2001–2006 Bush dönemi: “Enerji Güvenliği = Ulusal Güvenlik”

Bu dönemde enerji güvenliği, özellikle Orta Doğu petrolleri bağlamında, ulusal güvenlik stratejisinin önemli fakat jeopolitik-fosil yakıt odaklı bir unsurudur.[ii]

·        2010’ların Ortası: Temiz Enerji ve Teknolojik Rekabet İlk Kez Stratejik Çerçeveye Giriyor (NSS 2015)

- Obama Dönemi (2010 ve 2015 NSS)

Obama’nın NSS belgelerinde ilk kez:

İklim değişikliği, yenilenebilir enerji teknolojileri, enerji verimliliği, sürdürülebilir tedarik zincirleri, 

ABD ulusal güvenliğinin bileşenleri olarak tanımlanır.[iii] Bu dönem NSS’ye alınan konularla, enerji dönüşümü, teknolojik yenilik ve iklim değişikliği artık dış politika ve güvenlik stratejisinin resmi bir parçası olmuştur.

·        2017: Büyük Güç Rekabeti Doktrini → Teknoloji & Ekonomik Güvenlik Stratejinin Merkezinde

- Trump’ın 2017 NSS Belgesi

Bu dönem, ABD jeopolitik düşüncesinde dönüm noktası kabul edilir. Bu belge:

Çin’i “stratejik rakip” ve “teknolojik tehdit” olarak ilân eder. Tedarik zincirlerini ulusal güvenlik unsuru olarak tanımlar. Teknoloji üstünlüğünü (AI, 5G, yarı iletkenler) stratejik rekabetin merkezine oturtur.

Kritik mineraller ilk kez jeostratejik önemle NSS’e girer: NSS 2017’de “critical materials”, “rare earth dependence”, “supply chain vulnerabilities” gibi kavramlar açıkça vurgulanır.

Bu dönem ikinci kırılmadır: Kritik mineraller artık ABD’nin Çin’e bağımlılığı bağlamında ulusal güvenlik meselesi olarak tanımlanır.[iv]

·        2020–2022: “Tedarik Zinciri Güvenliği” → Ekonomik Güvenlik = Ulusal Güvenlik

Bu dönemde Covid-19 ve Çin tedarik zinciri şokları, ABD stratejisinde devrim yarattı.

Biden yönetimi, dört kritik tedarik zincirini ulusal güvenlik kapsamında ele aldı: Yarı iletkenler, büyük kapasite bataryalar, kritik mineraller (REE, lityum, kobalt vb.), ilaç & biyoteknoloji ürünleri,

Yayınlanan “100-Day Supply Chain Review (2021)” belgesi, kritik minerallerin ulusal güvenliğin merkezine girdiğini kanıtlayan en önemli teknik dökümanlardan biri oldu.[v]

·        2022 NSS: Enerji – Teknoloji – Mineraller → Ulusal Güvenliğin Merkezi

NSS 2022’nin Üç Ana Mesajını aşağıdaki başlıklarda toplayabiliriz:

- Kritik mineraller = stratejik güvenlik konusu: “Critical minerals supply chains” doğrudan Çin rekabeti bağlamında ele alınır.

- Temiz enerji teknolojileri = rekabet üstünlüğü: Özellikle güneş paneli, batarya, nadir toprak mıknatısları, hidrojen.

- Ekonomik güvenlik = ulusal güvenlik: ABD tarihinde ilk kez resmî NSS belgesinde bu eşitlik açıkça belirtilmiş oldu.

III. NSS İÇERİĞİ YÖNÜNDEN OBAMA, TRUMP ve BIDEN DÖNEMLERİNİN KISACA KARŞILAŞTIRILMASI

Daha öncede belirttiğimiz gibi NSS, ABD başkanlarının küresel sistem algısını, tehdit tanımlarını ve önceliklerini yansıtan temel politika belgesidir.

Bu bağlamda Obama dönemi NSS’leri, kurallara dayalı uluslararası düzenin korunması, çok taraflılık ve iklim güvenliği vurgusuyla öne çıkmıştır. Trump döneminde ise NSS, “America First” yaklaşımı çerçevesinde büyük güç rekabetini merkeze alan, egemenlik ve güç siyaseti odaklı bir çizgiye yönelmiştir. Biden yönetimi, bu rekabetçi çerçeveyi sürdürmekle birlikte, ittifaklar, demokrasi vurgusu ve ekonomik güvenliği ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olarak yeniden tanımlamıştır.

Aşağıdaki tablo, üç dönemin NSS içeriklerini temel başlıklar üzerinden özetleyerek, karşılaştırmalı bir görünüm sunmaktadır.


IV. FARKLI BİR 2025 NSS BELGESİ

Kasım Ayında Beyaz Saray tarafından yayınlanan NSS Belgesi, aslında bize, Trump yönetiminin ideoloji çerçevesini çizmektedir. Bu çerçeve, izlediğimiz Trump yönetimi algısından (fırsatçı iş adamı) oldukça farklı bir yüz göstermektedir ki, orada topyekûn bir yeni toplum, devlet ve dünya anlatısı var.

Yeni Belgenin metni önceki NSS’lerden üslûp, öncelik hiyerarşisi ve “dünya anlatısı” bakımından belirgin şekilde ayrışıyor.

·        Yeni Belge Öncekilerden En Net Hangi Konularda Farklı?

- Ulusal güvenliğin merkezine “sınır/göç” yerleştirilmesi

Metin, “kitlesel göç dönemi bitti” diyerek sınır güvenliğini ulusal güvenliğin birincil unsuru olarak çerçevelemektedir. Bu vurgu Biden 2022 ve hatta Trump 2017’ye kıyasla çok daha “kurucu ilke” düzeyindedir.

- Bölgesel önceliklerin yeniden dizilmesi: Batı Yarımküre pivotu

2025 NSS, Western Hemisphere’i bir numaralı “öncelik bölge” ilân ediyor ve “Monroe Doktrini’ne Trump Corollary” ile ABD’nin bölgede dış güçlerin (özellikle Çin) “nüfuzunu engelleme” niyetini açıkça yazıyor. Bu, “küresel liderlik” dilinden “bölgesel hâkimiyet/saha kontrolü” diline yakınlaşmayı işaret etmektedir.

- Müttefiklerle ilişki: yük paylaşımı + ticari/teknolojik koşulluluk

Metin, müttefiklere “daha fazla harcama/kapasite” baskısını sürdürürken bunu ticaret, teknoloji paylaşımı, savunma tedariki gibi araçlarla “daha koşullu bir ağ” mantığıyla kurgulamakta.

- Ekonomik güvenlik ve kritik tedarik zincirleri

Belge, “ekonomik güvenlik = ulusal güvenlik” çizgisini sahipleniyor; kritik tedarik zincirleri/malzeme erişimi vurgusu mevcut. Ayrıca Afrika’da kritik mineraller için koalisyon kurma yaklaşımı açıkça geçiyor.

·        “Şaşırtıcı / Riskli / Düzen DeğiştiriciBaşlıklar

-  Avrupa İçin “Medeniyet/Kimlik Dili ve Avrupa Avrupa Kalsın Mottosu

2025 NSS, Avrupa’nın sorunlarını sadece savunma harcaması değil; AB ve ulus-üstü kurumların özgürlük/egemenliği aşındırdığı”, göçün kıtayı dönüştürdüğü, ifade özgürlüğünün kısıtlandığı gibi sert bir “medeniyet” anlatısıyla kuruyor. Bu, ABD strateji belgelerinde alışılmadık derecede ideolojik ve iç siyaset temalı bir ton olarak göze çarpmakta.

- NATO’nun Sürekli Genişleyen İttifak Algısını Sonlandırma Hedefi

Belge, Avrupa politikasında “NATO’nun perpetually expanding alliancealgısını/gerçeğini bitirmeyi öncelik diye yazıyor. Bu, 1990 sonrası Avrupa güvenlik düzeninin temel dinamiğiyle (açık kapı/genişleme mantığı) gerilimli ve “düzen değiştirici” bir durum.

- Ukrayna Savaşında Hızlı Ateşkes/Çatışmayı Bitirme Vurgusu

Metin, ABD çıkarı olarak Ukrayna’da çatışmaların hızla sona erdirilmesini ve bunun “Rusya ile stratejik istikrarı yeniden tesis” için gerekli olduğunu söylüyor. Avrupa’da caydırıcılık/uzun savaş stratejisi yerine “hızlı istikrar” önceliği, riskli ve çok tartışmalı bir kayma.

- Uluslararası Kurumlara Daha Güvensiz Yaklaşım + Ulus-Devlet/Egemenlik Vurgusu

EPRS değerlendirmesi, belgenin uluslararası kurumlara daha negatif baktığını ve “yüklerden arınma / dar çıkar tanımı” yaptığını vurguluyor (izolasyon değil ama daha dar tanımlı çıkar + gerektiğinde tek taraflılık).

·        Strateji Kurgusu Farklı mı? İçe Kapanma mı, Aktivizm mi?”

Çizilen çerçeve saf bir izolasyonizm değildir. Metin bir yandan “öncelik daraltma / yük devri” söylüyor; diğer yandan bölgesel başlıklarda (Batı Yarımküre, Asya, Avrupa) aktif güç kullanımı, ekonomik zorlayıcılık, askeri erişim ve ‘küre/alan’ mantığı barındırıyor. EPRS bunu “izolasyonizm değil; dar çıkar tanımıyla tek taraflı aksiyon kapasitesi” şeklinde okuyor.[i]

·        Kısaca Bölgesel yaklaşım: Avrupa, Rusya, Çin/Asya

- Avrupa

Avrupa için hem “stratejik/kültürel vital” deniyor hem de AB-ulus üstü yapıların özgürlük/egemenliği aşındırdığı ve göç/ifade özgürlüğü üzerinden sert eleştiriler var.

Politika öncelikleri listesinde Avrupa’nın kendi ayakları üzerinde durması, pazarların ABD’ye açılması, CEE/SEE’ye (Orta-Doğu-Güney Avrupa) yatırım/bağ güçlendirme ve NATO genişlemesine fren dili bulunuyor.

“Patriotik Avrupa partileri” ifadesi, Avrupa sağına göz kırpma şeklinde okunabilecek bir ideolojik ton taşımakta.

- Rusya ve Ukrayna

Ana eksen: Ukrayna’da çatışmayı bitirme + Avrupa’da istikrar + Rusya ile stratejik istikrar.

Bu yaklaşım, Biden 2022’nin “Rusya akut tehdit + uzun vadeli caydırıcılık/ittifak birliği” çizgisine göre daha çatışma yönetimi/uzlaşı penceresi ağırlıklı bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.

- Çin ve Uzak Doğu / Indo-Pasifik

Çin “etiketleme” açısından 2017 kadar doğrudan olmayabilir; ama metin Indo-Pasifik’te Tayvan’ın savunulabilirliği, First Island Chain, Güney Çin Denizi’nin açık kalması gibi askeri-coğrafi hedefleri çok net yazıyor ve müttefiklerden daha fazla yük istiyor.

Aynı zamanda “ekonomik geleceği kazanma” dili ve ticaretin yeniden dengelenmesi yaklaşımı var.

Avrupa – Rusya – Çin Odaklı Mini Karşılaştırma aşağıda tablolaştırılmıştır.


Özetlersek, yukardaki tablo bize,

Avrupa: Normatif ortaklıktan → işlevsel ve eleştirel ilişkiye geçişi,

Rusya: Uzun vadeli caydırıcılıktan → kısa vadeli istikrar önceliğine kaymayı,

Çin: Angajmandan → sert rekabet ve coğrafi askerî netliğe geçişi,

göstermektedir.

·        Yeni toplum/devlet/dünya anlatısı

Belgede “egemen ulus-devlet, sınır, kültürel/medeniyet” vurgusu, “ifade özgürlüğü – anti-elit/anti-bürokrasi” tonu ve Avrupa iç siyasetine kadar uzanan söylem, klâsik NSS’lerin teknokratik dilinden ayrışmakta.

·        2025 NSS’nin 2017 ve 2022’den Ayrıştığı Başlıca Noktalar

2025 NSS, ABD’nin küresel rolü ve önceliklerine ilişkin varsayımları önceki dönemlere kıyasla daha belirgin biçimde yeniden düzenlemektedir.

2017 NSS büyük güç rekabetini stratejinin merkezine yerleştirirken, 2022 NSS bu rekabeti ittifaklar ve normatif değerler üzerinden kurumsallaştırmayı hedeflemişti. 2025 NSS ise bu iki yaklaşımı kısmen sürdürmekle birlikte, öncelik daraltma, yük devri ve bölgesel ayrıştırma eksenlerinde belirgin bir yön değişikliğine işaret etmektedir. Özellikle ekonomik güvenlik, göç, müttefiklik ilişkileri ve Avrupa’ya yaklaşım gibi başlıklarda stratejik dilin sertleştiği ve daha araçsal hâle geldiği görülmektedir.

Aşağıdaki tablo, 2025 NSS’nin 2017 ve 2022 belgelerinin hangi temel başlıklarda ayrıştığını karşılaştırmalı olarak özetlemektedir.


·        2025 NSS’de “Riskli / Düzen Değiştirici” Beş Unsur[i]

- NATO genişlemesine mesafe: Post-1990 Avrupa güvenlik düzeninin “açık kapı” mantığıyla gerilimlidir.

- Ukrayna’da hızlı ateşkes/istikrar vurgusu: Uzun vadeli caydırıcılıktan kısa vadeli istikrara öncelik kaymasıdır.

- Ekonomik güvenliğin sertleştirilmesi: Tedarik zinciri ve teknoloji üzerinden küresel bloklaşmayı hızlandırabilir.

- Medeniyet ve kimlik dili: ABD strateji belgeleri için alışılmadık derecede ideolojik bir çerçeve sunar.

- Uluslararası kurumlara araçsal yaklaşım: Çok taraflı düzenin normatif ağırlığını zayıflatma riski taşır.

V. ÇİN, RUSYA, AVRUPA ve NATO ÖZELİNDE 2025 NSS

Çalışmamızın son bölümünde, ABD ile ilişki boyutları ve küresel güç dengesindeki payları dikkate alarak Çin, Rusya ve Avrupa bağlamında yeni NSS Belgesini değerlendirmenin faydalı olacağını düşündük.

·        2025 Belgesinde Çin’e Yaklaşımın Değerlendirilmesi[ii]

2025 NSS’i, Çin’i ABD için uzun vadeli ve yapısal nitelikteki tek küresel rakip” olarak konumlandırmaya devam etmekle birlikte, bu rekabeti önceki NSS’lere kıyasla daha somut askerî-coğrafi ve ekonomik parametreler üzerinden tanımlamaktadır.

Biden döneminin 2022 NSS’sinde öne çıkan “sistemik rekabet” ve “normatif-demokratik karşıtlık” dili, 2025 belgesinde daha pragmatik, alan-temelli ve kapasite odaklı bir çerçeveye evrilmiştir. Özellikle Indo-Pasifik’te Tayvan, Güney Çin Denizi ve Birinci Ada Zinciri gibi coğrafi referansların daha net biçimde strateji metnine girmesi, Çin politikasının soyut değerler rekabetinden ziyade askerî caydırıcılık ve erişim kontrolü eksenine kaydığını göstermektedir.

Bununla birlikte 2025 NSS’i, Çin’le rekabeti yalnızca askerî bir mesele olarak değil, ekonomik üretim kapasitesi, teknoloji üstünlüğü ve tedarik zinciri hâkimiyeti üzerinden tanımlamaktadır. Bu yaklaşım, “ekonomik güvenlik = ulusal güvenlik” denkliğinin Çin başlığı altında en açık biçimde uygulandığı alanı oluşturmaktadır.

Bu yönüyle Belge, Çin’e yönelik strateji, rejim değişimi ya da ideolojik dönüşüm hedeflemekten ziyade, Çin’in küresel alanlarda manevra kabiliyetini sınırlamaya odaklanan uzun vadeli bir dengeleme (containment-lite) mantığına yakındır. Bu yönüyle 2025 NSS’i, Çin’i “dönüştürülecek bir aktör” olarak değil, yönetilecek ve sınırlandırılacak kalıcı bir rakip olarak kabul eden daha “realist” bir dünya tasavvuru sunmaktadır.

·        2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde Rusya’ya Yaklaşımın Değerlendirilmesi

2025 NSS’de Rusya, Çin’den farklı olarak uzun vadeli sistemik rakipten ziyade, yönetilmesi gereken akut bir güvenlik riski” olarak ele alınmaktadır. Biden döneminin 2022 NSS’sinde Rusya, Ukrayna savaşı bağlamında “acil ve kalıcı askerî tehdit” olarak tanımlanmış; uzun süreli caydırıcılık ve ittifak birliği önceliklendirilmişti. 2025 belgesinde ise bu yaklaşım belirgin biçimde yumuşatılarak, çatışmanın kontrol altına alınması ve Avrupa’da istikrarın yeniden tesis edilmesi hedefi öne çıkarılmıştır. Bu durum, Rusya politikasında normatif cezalandırma ve uzun savaş mantığından, çatışma yönetimi ve risk azaltma paradigmasına geçildiğine işaret etmektedir.

Rusya’ya yönelik bu çerçeve, 2025 NSS’nin genel stratejik öncelik daraltmasıyla uyumludur. ABD, Rusya’yı küresel düzeni dönüştürecek bir rakipten ziyade, Avrupa güvenliğini istikrarsızlaştıran bölgesel bir güç olarak konumlandırmakta; bu nedenle de asıl stratejik odağını Çin’e kaydırmak istemektedir. Ukrayna bağlamında “hızlı istikrar” ve müzakere kapılarının kapatılmaması yönündeki vurgu, ABD’nin Avrupa’daki askerî ve siyasi yükünü sınırlama arzusuyla doğrudan bağlantılıdır. Ancak bu yaklaşım, Doğu Avrupa ve Baltık ülkeleri açısından caydırıcılığın zayıflaması ve güvenlik garantilerinin göreli olarak belirsizleşmesi riskini de beraberinde getirmektedir. (White House, 2025; CRS; EPRS; CFR)

Yeri gelmişken 2025 NSS’nde Çin ve Rusya yaklaşımındaki farklılığı aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz:

Çin: Uzun vadeli, küresel, yapısal rakip → askerî-coğrafi ve ekonomik netlik.

Rusya: Kısa–orta vadeli, bölgesel, yönetilmesi gereken tehdit → istikrar ve risk azaltma.

Bu ayrım, 2025 NSS’nin tek cephede yoğunlaşma, öncelik daraltma ve küresel liderlikten seçici angajmana geçiş stratejisini en açık biçimde yansıtan unsurlardan biridir.

·        2025 NSS’de Avrupa’ya Yaklaşımın Değerlendirmesi

2025 NSS Avrupa’yı, ABD küresel stratejisinin normatif ve merkezî ortağı olmaktan çok, yük devrinin hızlandırılması gereken bir “güvenlik ve kapasite alanı” olarak yeniden tanımlamaktadır. Biden yönetiminin 2022 NSS’sinde öne çıkan ittifak merkezli caydırıcılık ve transatlantik normatif uyum vurgusu, son Belgede daha işlevsel, maliyet odaklı ve seçici bir çerçeveye evrilmiştir.

NATO’nun genişleme dinamiğine mesafeli yaklaşım ve Avrupa’nın savunma sorumluluklarını artırması gerektiğine dair açık vurgu, ABD’nin Avrupa güvenliğinde daha sınırlı ama yönlendirici bir rol kurguladığını göstermektedir (White House, 2025; White House, 2022; Congressional Research Service-CRS).

Belgede dikkat çeken bir diğer unsur, Avrupa’ya yönelik söylemin giderek kültürel ve siyasal eleştirel bir ton kazanmasıdır. Göç, ifade özgürlüğü ve ulus-üstü kurumların demokratik meşruiyeti üzerinden kurulan bu anlatı, ABD strateji belgelerinde nadir görülen ölçüde medeniyet ve kimlik temelli bir çerçeve sunmaktadır. Bu yaklaşım, Avrupa iç siyasetindeki egemenlikçi ve sağ-popülist aktörlerle söylemsel bir yakınlık izlenimi yaratırken, Avrupa Birliği’nin kurumsal bütünlüğü ve ABD-AB normatif uyumu açısından belirsizlikler doğurmaktadır. Avrupa Parlamentosu ve önde gelen düşünce kuruluşları, bu yönelimin orta vadede Avrupa’yı daha güçlü bir stratejik özerklik arayışına itebileceğine dikkat çekmektedir (EPRS; Council on Foreign Relations; RAND Corporation).

·        2025 NSS Avrupa’dan Öze Dönüş mü?

2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi, klâsik anlamda bir izolasyonizm ya da Avrupa’dan tam kopuş belgesi değildir; ancak Avrupa merkezli küresel liderlik varsayımının terk edildiğini açık biçimde göstermektedir. ABD, Avrupa’yı artık normatif düzenin ana taşıyıcısı olarak değil, kendi güvenliğini daha fazla üstlenmesi gereken bir bölgesel aktör” olarak konumlandırmaktadır. Bu yönüyle 2025 NSS, “Avrupa’dan çekilmeden ziyade Avrupa’ya yük devri ve stratejik öncelik daraltması anlamına gelmektedir. Aynı zamanda göç, egemenlik ve kültürel kimlik vurguları üzerinden kurulan söylem, ABD’nin Avrupa iç siyasetinde yükselen egemenlikçi ve sağ-popülist eğilimlerle örtüşen bir dil benimsediğini göstermektedir. Bu durum, transatlantik ilişkilerin normatif zeminini zayıflatırken, Avrupa’yı daha belirgin bir stratejik özerklik arayışına yöneltebilecek potansiyel bir kırılma yaratmaktadır.

·        2025 NSS’de Avrupa–Rusya–Çin Üçgeni: Stratejik Öncelik ve Yük Dağılımı

Söz konusu NSS Belgesi, ABD’nin küresel yaklaşımını üç temel aktör/bölge üzerinden farklılaştırılmış “öncelik mantığıyla” kurgulamaktadır. Bu çerçevede Avrupa, Rusya ve Çin aynı düzlemde değil; farklı zaman ufukları, risk türleri ve araç setleriyle ele alınmaktadır.

Avrupa, 2025 NSS’de normatif düzenin ana taşıyıcısı olmaktan ziyade, güvenlik yükünün devredileceği ve kendi kapasitesini artırması beklenen bir alan olarak tanımlanmaktadır. ABD’nin rolü, doğrudan liderlikten çok yönlendirici ve sınır koyucu bir konuma evrilmektedir. NATO genişlemesine mesafe ve savunma sorumluluklarının Avrupalı aktörlere aktarılması, bu yaklaşımın kurumsal yansımalarıdır.

Rusya, stratejide küresel sistemin geleceğini belirleyecek bir rakipten ziyade, Avrupa güvenliğini istikrarsızlaştıran ve yönetilmesi gereken bölgesel bir tehdit olarak konumlandırılmaktadır. Bu nedenle 2025 NSS, Rusya’ya karşı uzun vadeli ideolojik veya rejim dönüştürücü bir mücadele yerine, çatışma yönetimi, risk azaltma ve istikrar odaklı bir çizgiyi benimsemektedir. Ukrayna bağlamında hızlı istikrar vurgusu, bu tercihin en somut göstergesidir.

Çin ise, 2025 NSS’de ABD için tek uzun vadeli ve küresel rakip olarak ayrışmaktadır. Çin’e yönelik strateji; normatif söylemlerden ziyade, askerî-coğrafi konumlanma, ekonomik kapasite, teknoloji ve tedarik zincirleri üzerinden tanımlanmaktadır. Bu durum, ABD’nin Çin’le ilişkisini “dönüştürmehedefinden vazgeçip, sınırlandırma ve dengeleme mantığına yerleştirdiğini göstermektedir.

·        2025 NSS’nin NATO’ya Yaklaşımı[iii]

- 2025 NSS’nin NATO yaklaşımının omurgası

Washinton’un son NSS’i NATO’yu, “ABD’nin otomatik liderlik ettiği bir kolektif savunma düzeni” olmaktan ziyade, ABD’nin yük devri” (burden-shifting) stratejisinin merkezî test alanı olarak kurguluyor. Belgenin ilkeler kısmında “ABD’nin Atlas gibi tüm düzeni sırtlamasının bittiği” vurgusu yapılırken, müttefiklerden bölgelerinde birincil sorumluluk almaları isteniyor; bu çerçevede “Hague Commitment” ile NATO ülkelerinin savunmaya GSYH’nin yüzde 5’i hedefi özellikle öne çıkarılıyor.

Bu çerçeve, sadece “daha fazla savunma harcaması” çağrısı değil; NSS’nin ifadesiyle ABD’nin ticari muamele, teknoloji paylaşımı ve savunma tedariki gibi alanları “teşvik” aracı olarak kullanacağı, yani ittifak ilişkisini daha koşullu/araçsal hale getireceği bir model sunuyor.

- 2025 NSS’de NATO açısından kopuş sayılabilecek noktalar

*Savunma harcamasında çıta yükseliyor: Yüzde 5 hedefi

Metin, NATO ülkelerinin benimsemiş olduğu yüzde 5 hedefini (Hague Commitment”), ABD’nin küresel “yeni standardı” olarak sunuyor. Bu, 2017’deki “yük paylaşımı baskısının daha sert ve kurumsal bir dile taşınması anlamına gelmektedir.

*NATO genişlemesi: “sürekli genişleyen ittifakalgısını bitirme hedefi

2025 NSS’nin Avrupa öncelikleri listesinde, “NATO’nun sürekli (perpetually) genişleyen bir ittifak olduğu algısını bitirmek ve bunun gerçekliğe dönüşmesini önlemek” ifadesi açıkça yer alıyor.

Bunun, NATO’nun “açık kapı” ilkesinin pratik siyaset alanında dondurulması/limitlenmesi yönünde okunabilecek “düzen değiştirici bir sinyal olduğu, NATO çevrelerinde doğrudan tartışma konusu olmuş durumda.

*NATO’dan “ modeline: Burden-sharing network

Belge, NATO’yu tek başına yeterli görmeyip ABD’nin “convenor/supporter” olduğu bir burden-sharing network tasavvurunu yazıyor. Söz konusu yazım, NATO’yu tamamen ikame etmek değil; NATO’yu da içeren ama bölgesel sorumluluk + ekonomik teşvikler ile çalışan daha esnek/işlemci bir mimariye işaret etmekte.

- İçe kapanma mı, NATO’dan çıkış mı?

Anılan 2025 Belgesinin NATO kısmı, “ABD NATO’dan kopuyor” gibi düz bir içe kapanma anlatısından ziyade; ABD’nin taahhüdünü sürdürürken maliyet ve sorumluluğu müttefiklere aktarmaya çalışan bir “yük devri” stratejisi kuruyor. EPRS değerlendirmesi de metni “izolasyonizm değil; daha dar çıkar tanımıyla gerektiğinde tek taraflı eylem kapasitesi” şeklinde okumakta.[iv]

VI. GENEL DEĞERLENDİRME: 2025 NSS NE TÜR BİR DÜNYA TASAVVURU SUNUYOR?

Söz konusu 2025 Amerikan strateji belgesi, ABD’nin küresel rolünü ne tamamen içe kapanmacı ne de önceki dönemlerdeki gibi evrensel liderlik iddiasıyla tanımlamaktadır. Bunun yerine son NSS, öncelikler konusu daraltıp, bölgesel olarak ayrıştırmakta; içerdiği maliyet–fayda hesabı güçlü bir büyük strateji ortaya koymaktadır. Avrupa’dan görece geri çekilme ve yük devri, Rusya ile ilişkilerde istikrar arayışı ve Çin’e odaklanan uzun vadeli rekabet, bu stratejinin üç tamamlayıcı ayağını oluşturmaktadır.

Bu çerçevede 2025 NSS, mevcut küresel düzeni doğrudan yıkmayı hedefleyen bir metin olmamakla birlikte, düzenin nasıl ve kimler tarafından taşınacağına dair varsayımları köklü biçimde sorgulayan bir belgedir. Avrupa’nın daha özerk ve kendi güvenliğinden sorumlu bir aktör hâline gelmesi, Rusya’nın yönetilen bir tehdit olarak çevrelenmesi ve Çin’in küresel rekabetin ana sahnesi olarak belirlenmesi, ABD’nin “her yerde liderlik” anlayışından seçici angajman” ve “stratejik odaklanma” modeline geçtiğini göstermektedir. Bu yönüyle 2025 NSS, yalnızca bir güvenlik belgesi değil; ABD’nin dünya düzenindeki rolünü yeniden tanımlayan bir eşik metni olarak okunmalıdır.

VII. SONUÇ: 2025 NSS ABD’NİN DÜNYA DÜZENİNDEKİ ROLÜNÜ NASIL YENİDEN TANIMLIYOR?

2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi, ABD’nin küresel rolünü ne geleneksel anlamda içe kapanmacı bir izolasyonizmle ne de Soğuk Savaş sonrası döneme damga vuran evrensel liderlik iddiasıyla tanımlamaktadır. Bunun yerine belge, öncelikleri daraltılmış, coğrafi olarak ayrıştırılmış, maliyet-fayda hesabı güçlü bir büyük strateji anlayışı ortaya koymaktadır. Avrupa’dan görece geri çekilme ve yük devri, Rusya ile ilişkilerde istikrar ve risk azaltma arayışı, Çin’e odaklanan uzun vadeli ve yapısal rekabet yaklaşımı bu stratejinin üç temel ayağını oluşturmaktadır.

Bu çerçevede 2025 NSS, mevcut küresel düzeni doğrudan yıkmayı hedefleyen bir metin olmaktan ziyade, düzenin kim tarafından, hangi maliyetle ve hangi öncelikler doğrultusunda taşınacağına ilişkin varsayımları köklü biçimde sorgulayan bir eşik belgedir. Avrupa’nın daha özerk ve kendi güvenliğinden sorumlu bir aktör hâline gelmesi, NATO’nun normatif genişleme projesinden çok işlevsel bir güvenlik aracına dönüşmesi, Rusya’nın yönetilmesi gereken bölgesel bir tehdit olarak çerçevelenmesi ve Çin’in askerî-coğrafi ve ekonomik parametrelerle sınırlandırılması, ABD’nin “her yerde liderlik” anlayışından seçici angajman ve stratejik odaklanma modeline geçtiğini göstermektedir.

Sonuç olarak 2025 NSS, yalnızca ABD’nin güvenlik önceliklerini güncelleyen bir belge değil; ABD’nin dünya düzenindeki rolünü yeniden tanımlayan, müttefiklik ilişkilerini yeniden pazarlık konusu yapan ve küresel güç rekabetini daha sert ama daha dar bir çerçeveye oturtan bir stratejik dönüşüm metni olarak okunmalıdır. Bu yönüyle belge, önümüzdeki dönemde transatlantik ilişkilerden Indo-Pasifik’e, küresel ekonomi-politik dengelerden ittifak siyasetinin doğasına kadar geniş bir alanda kalıcı etkiler üretme potansiyeline sahiptir.


[i] EPRS’in önceki dip notu; “Unpacking a Trump Twist of the National Security Strategy”, , CFR, 6.12.2025, https://www.cfr.org/expert-brief/unpacking-trump-twist-national-security-strategy; “Great Power Competition: Implications for Defense—Issues for Congress”,CRS, 28.08.2024, https://www.congress.gov/crs-product/R43838 

[ii] Bu bölüm için kaynaklar: “National Security Strategy of the United States of America November 2025”, The White House, Kasım 2025, https://www.whitehouse.gov/wp-content/uploads/2025/12/2025-National-Security-Strategy.pdf ; “National Security Strategy of the United States of America October 2022”, The White House, Ekim 2022, https://bidenwhitehouse.archives.gov/wp-content/uploads/2022/10/Biden-Harris-Administrations-National-Security-Strategy-10.2022.pdf ; “National Security Strategy of the United States of America December 2017”, The White House, Aralık 2017, https://trumpwhitehouse.archives.gov/wp-content/uploads/2017/12/NSS-Final-12-18-2017-0905.pdf; “Great Power Competition: Implications for Defense—Issues for Congress”. CRS, 28.08.2024,  https://www.congress.gov/crs-product/R43838 ; “District of Columbia Voting Representation in Congress: Overview of Proposals”, CRS, 29.08.2024, https://www.congress.gov/crs-product/IF11443 ; Tara Varma,“The European Union in the Indo-Pacific”, East-West Center, 19.04.2023, https://www.eastwestcenter.org/sites/default/files/2023-04/APB%20638-Tara%20V.%20for%20IPS.pdf ; “Economic Security in a Changing World”, OECD, 11.09.2025,      https://www.oecd.org/en/publications/economic-security-in-a-changing-world_4eac89c7-en.html; “Between Washington and Beijing: How Europe fits into US-China strategic competition”, Brookings, 11.09.2025,

[iii] “National Security Strategy of the United States of America November 2025”, The White House, Kasım 2025, https://www.whitehouse.gov/wp-content/uploads/2025/12/2025-National-Security-Strategy.pdf;  Edward Lucas, “Awake Now? The US and Europe”, 5.12.2025, CEPA, https://cepa.org/article/awake-now-the-us-and-europe/ ; “Strategic Concepts”, Nato, 18.07.2025, https://www.nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/strategic-concepts   

[iv] Önceki dip nottaki kaynak.; “The 2025 US National Security Strategy”, EPRS, 5.12.2025, https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/ATAG/2025/779261/EPRS_ATA%282025%29779261_EN.pdf





[i] “The 2025 US National Security Strategy”, EPRS, 5.12.2025, https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/ATAG/2025/779261/EPRS_ATA%282025%29779261_EN.pdf




[i] “Aviation Security Measures and Domestic Terrorism Threats”, Congressional Research Service (CRS), 15.01.2021, https://crsreports.congress.gov/product/pdf/IF/IF11731; ; “A New Vision for America’s National Security”, CFR, 5.09.2025, https://www.cfr.org/event/new-vision-americas-national-security 

[ii] “The National Security Strategy”, September 2002, The White House, https://georgewbush-whitehouse.archives.gov/nsc/nss/2002/;  “The National Security Strategy”,March 2006, The White House, https://georgewbush-whitehouse.archives.gov/nsc/nss/2006/; “Carbon Capture Technology Assessment: In Brief”, Congress Gov.,11.05.2013, https://www.congress.gov/crs-product/R43300 

[iv] “Renewed Great Power Competition: Implications for Defense—Issues for Congress”, CRS, 24.09.2019, https://www.congress.gov/crs_external_products/R/PDF/R43838/R43838.47.pdf ; “A Shift in the International Security Environment: Potential Implications for Defense—Issues for Congress”, CRS, 3.08.2018, https://www.congress.gov/crs_external_products/R/PDF/R43838/R43838.42.pdf ; “ MINERAL COMMODITY

SUMMARIES 2024”, USGS, 31.01.2024, https://pubs.usgs.gov/periodicals/mcs2024/mcs2024.pdf

[v] “BUILDING RESILIENT SUPPLY CHAINS, REVITALIZING AMERICAN MANUFACTURING, AND FOSTERING BROAD-BASED GROWTH”, The White House, Haziran 2021, https://int.nyt.com/data/documenttools/2021-biden-100-day-supply-chain-review-report/e899e30cb19c764b/full.pdf

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
KURDAN BAĞIMSIZ ENFLÂSYON: TÜRKİYE ÖRNEĞİ

I. GİRİŞ Geçen hafta Uluslararası Para Fonu ( IMF ), Türkiye’de hizmet enflâsyonu ve döviz kuru ilişkisi  konusunda bir analiz  yayınladı. [1] ”Türkiye’de Hizmetler Sektöründe Enflâsyon ve Döviz Kuru

 
 
 

Yorumlar


© 202 Ersin Dedekoca

bottom of page