top of page

ÇİN DEVLET BAŞKANI’NIN AVRUPA ÇIKARMASI

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 5-10 Mayıs tarihleri arasında üç ülkeyi kapsayan Avrupa gezisinde, jeopolitik saflaşmanın ve ekonomik sorunların arttığı bir dönemde eski kıtada destek bulma arayışında olması bekleniyordu ve nitekim de öyle oldu.

Gezinin bir diğer özelliği de, bunun 5 yıl aradan sonra gerçekleşmesiydi. Devlet Başkanı Şi, 2019'da resmi bir ziyaret için İtalya'ya geldiğinde, Roma'nın simge yapılarına özel turlar ve opera sanatçısı Andrea Bocelli'nin serenat yaptığı bir akşam yemeğiyle cömert bir şekilde karşılanmıştı. Bu ziyaret sırasında Şi imzaladığı mutabakat zaptıyla, İtalya'yı resmi olarak Kuşak ve Yol Girişimine (Belt and Road Initiative/KYG) dâhil ülkesi yapmıştı. İtalya’nın KYG yolculuğu, dört buçuk yıl sonra sessiz bir şekilde sona ermişti.[i]

Şi; AB’nin, Çin'in elektrikli araç (EV) ve yeşil enerji ürünlerinin, Çin'deki üreticilere “haksız avantaj” sağladığını söylediği, devasa sübvansiyonlar üzerinden gümrük vergileri uygulamakla tehdit edildiği bir dönemde Fransa, Sırbistan ve Macaristan'a ziyaretleri yapmış oldu.


Çin Devlet Başkanı’nın bu ziyareti, Çin’in üç ülke ile ilişkileri açısından da sembolik bir döneme denk geldi. Bu yıl Çin ile Fransa arasındaki diplomatik ilişkilerin 60’ıncı, Macaristan ile olan ilişkilerin ise 75’inci yıldönümüydü. Ziyaret ayrıca Kosova savaşı sırasında NATO’nun Belgrad’daki Çin Büyükelçiliğini bombalamasının 25. Yıldönümüyle de örtüştü.


Aşağıdaki çalışmamız, Çin Devlet Başkanı’nın, 2019’dan bu yana ilk kez gerçekleştirdiği, Fransa, Sırbistan ve Macaristan’ı kapsayan 6 günlük son Avrupa ziyaretinin öncesinde yaşananları/beklentileri, görüşmelerde ele alınan konuları, ziyaretin olası sonuçlarını değerlendirilmesi ve Çin-Avrupa ilişkilerinin geleceğine yönelik çıkarımlara ulaşmayı hedeflemektedir.


SON DÖNEMDE DEĞİŞEN AVRUPA’NIN ÇİN YAKLAŞIMI

AB Çin’i, “ekonomik işbirliği ortağı” olarak kabul etse de aynı zamanda “sistemik bir hasım” olarak görmektedir. Çin’in Avrupa’daki birçok ekonomik faaliyetine tereddütle yaklaşmaktadır. Örneğin AB, birlik olarak KYG’ye uzak dururken, sadece münferit üye ülkeler bu girişime dâhil oldular. Örneğin Fransa, Almanya ve İspanya KYG’ye dâhil değiller. Üye olan İtalya’da yakın zaman önce üyelikten ayrılmıştı. Zaman içinde bu tavır AB’de daha da yaygınlaştı. AB’de KYG projeleri Çin’e nüfuz sağlamaya yönelik, bu ülkeye bağımlılıkla sonuçlanan “aşırı masraflı borç batakları” olarak değerlendirilmeye başlandı. Bu projede üyelerden sadece Macaristan ve Yunanistan Çin’le işbirliği yapmaktadır.

Diğer yandan Çin ve Avrupa, Ukrayna ve Gazze krizlerinde ayrı kutuplarda yer alıyorlar. ABD ve Avrupa bu krizlerde Ukrayna ve İsrail’in yanında saf tutarken, Xi liderliğindeki Çin, Rusya ve Filistinlilerin tarafında yer aldı.


Şİ’nın 5 yıl önceki son ziyaretinden bu yana eski kıta genelinde Çin'e ilişkin görüşler çarpıcı biçimde değişti. Bu gelişmelerin en önemlisi, geçtiğimiz Mart ayında İtalya’nın, 2019’da girdiği KYG'den resmi olarak çıkması olmuştur. Bu ayrılışın ile Roma, KYG’ye katılmış tek G7 ülkesi olarak Çin ve liderine önemli bir darbe indirmişti. Bir diğer anlatımla, Şi'nin çok ülkeli bir önceki Avrupa turunun imza niteliğindeki başarılarından biri boşa çıkmış oldu.  


Geçtiğimiz haftalarda AB, Çin'in rüzgâr türbinlerine ve tıbbi cihaz tedarikine yönelik ticari soruşturmalar başlattı. Konu ile ilgili teşviklerin ilişkin soruşturulmasının bir parçası olarak Çinli güvenlik cihazı üreticisi Nuctech'in ofislerine baskın düzenledi.[ii] Almanya ve Birleşik Krallık da son günlerde, casusluk ve Çin ile bağlantılı suçlar iddiasıyla en az altı kişiyi tutukladı veya suçladı.


Bir zamanlar ülkeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcı olan “ekonomik ilişkiler” alanda Çin ile Avrupa arasındaki gerilimler giderek derinleşmektedir. Yukarda da belirttiğimiz gibi AB,  şimdilerde Çin'in kıtadaki yatırımının incelenmesini öncelemektedir.

Avrupa Komisyonu Genel Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager, benzer şekilde Çin hükümetinden gelen sübvansiyonları hedef alan soruşturmanın İspanya, Fransa, Yunanistan, Romanya ve Bulgaristan'da bulunan beş yel değirmeni parkını hedef alacağını duyurdu. Sonuçta bu gelişmenin, AB'nin Çin sübvansiyonlarına yönelik soruşturması yeni bir gelişmeyi değil, zaten mevcut olan gerilimlerin devamını temsil ettiği; uygulamanın, Avrupa Komisyonu'nun Çin'in temiz teknoloji ihracatına ceza vermesine doğru gittiği düşünülmektedir.[iii]


Kısacası, özellikle Çin'in ekonomik gelişiminin yavaşladığı bir dönemde, Pekin'in Rusya gibi uzun süredir devam eden ortaklarını daha yakın tutarken, AB ile daha fazla işbirliği arayışına girmesinin beklentisi güçlü durmaktadır. Zaten Şi’nin son Avrupa seferinin gerisinde yatan başat neden de burada yatmaktadır. 

·        Avrupa’nın Giderek Artan Rahatsızlığı

Tüm bu gelişmelerin arkasında AB'nin, Çin'le potansiyel büyük bir ticari çatışmaya hazırlanmasına yol açan ekonomik sıkıntıların yanı sıra Çin’in, müttefiki Rusya’nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaş ve Rusya ile derinleşen bağları bulunmaktadır. Bu olguların Avrupa’nın tedirginliğini tetiklediği, buna ek olarak  “Pekin'in küresel hırsları” ve “nüfuzuna ilişkin artan şüpheler” de bu bağlamda yer almaktadır.

Bir diğer anlatımla, Çin'in Avrupa ile ilişkilerini yıpratmanın (esasen Avrupa başkentlerinde zaten gelişmekte olan Çin şüpheciliği sürecini hızlandıran) en sorumlu olan tek konu, Rusya'nın Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgal etmesiydi. Ancak daha geniş anlamda, artan jeopolitik ve ekonomik rekabet nedeniyle Çin'e yönelik duygular giderek bozuldu.

Öte yandan Pekin, devam eden Rusya-Ukrayna çatışmasında “tarafsız” olduğu konusunda yüksek sesle ısrar etmektedir. Bu bağlamda Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Lin Jian'ın düzenlediği basın toplantısında yaptığı, “Çin, Ukrayna krizinin ne yaratıcısı ne de tarafıdır. Hiçbir zaman yangını körükleyecek veya krizden kâr elde edecek bir şey yapmadık.” açıklaması dikkat çekicidir.[iv]


Çin Devlet Başkanı’nın Avrupa gezisini karmaşık hale getiren ve ziyaret öncesi Avrupa’ya mesaj veren bir olgu da Şi’nin, Pekin'e döndükten kısa bir süre sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i ağırlayacağının açıklanması oldu.  Çin henüz bu ziyaret plânını resmi olarak onaylamamış olsa da, bizzat Putin, gezinin Mayıs ayında gerçekleşeceğini duyurdu.[v] Xi'nin Avrupa'daki ev sahipleri, Çin-Rusya "sınırsız" dostluğunun, Çin lideriyle yapacakları görüşmelerden sadece birkaç hafta sonra sergileneceğinin farkında olmaları, ziyaret öncesinden sağlanmış oldu.


Çin-Avrupa ilişkileri konusundaki fotoğrafı, Berlin merkezli ABD Alman Marshall Fonu’ndan Noah Barkin çok güzel özetlemektedir: “Çin, birçok Avrupa başkentinde giderek daha fazla ve çok yönlü bir tehdit olarak görülüyor. Ancak Avrupa içinde, hem ekonomik hem de güvenlik alanlarında Çin ile ilgili endişelerin giderilmesinde hangi hızla ve ne kadar yol alınacağı konusunda fikir ayrılıkları var.”[vi]

Bu bölümü sonlandırırken, Institut Montaigne'den Mathieu Duchatel’in: “Xi'nin amacının, AB içindeki farklılıklardan yararlanarak, tarife tehditleri de dâhil olmak üzere AB'nin ekonomik güvenlik gündemini etkisiz hale getirmek” şeklindeki görüşünü buraya almayı yararlı gördük.[vii]


ÇETİN GEÇEN FRANSA ZİYARETİ

İlk durak, AB’nin en önemli askeri gücü Fransa idi. Ardından AB ve NATO ile ilişkili olmalarına rağmen Çin ve Rusya ile de ikili ilişkiler sürdürmeye çalışan Macaristan ve Sırbistan’a gitti.

Son Avrupa ziyaretinden bir süre önce Almanya Başbakanı Olaf Scholz da kalabalık bir yönetici heyetiyle birlikte üç günlük bir Çin ziyaretine çıkmıştı ve gezinin son gününde Şi ile bir araya gelmişti. Şi-Scholz görüşmesinde çıkarlar temelinde iş birliği öne çıkmıştı. Ne de olsa Çin, Alman ekonomisi için uzun bir süredir hem ihracat hem de ithalat açısından birinci sırada yer alıyor. Ziyaret kapsamında her iki taraf da ilişkileri gerecek bir açıklama yapmaktan kaçınmıştı.[viii]

Xi Cinping'in ziyareti, onu en sert eleştirenlerden ülkelerden biriyle başladı. Çin lideri 6 Mayıs’ta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile birlikte Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile bir araya geldi. Anlaşılan Macron ve Scholz, Şi’nin karşısında tek tek ülkeler olarak değil de AB olarak çıkmayı tercih etmişti. Böylece ABD’den sonra ekonomik ikinci büyük güç olan Çin’e, AB’nin de “Üçüncü büyük güç” olduğunun mesajı verilmiş oluyordu.


Keza bu ziyaretten kısa bir süre önce Sorbonne Üniversitesi’nde yaptığı son konuşmasında Macron, AB’nin her açından ayrı bir güç olması çağrısında bulunmuştu. Keza aynı konuşmada, AB'nin hayatta kalmasının "stratejik özerkliğe" ulaşmaya, "Avrupa'yı bir güç olarak" yeniden çerçevelendirmek için askeri dayanıklılığı güçlendirmeye ve kritik durumlarda yarı iletkenlerden temel hammaddelere kadar uzanan sektörlerde "stratejik bağımlılıkları" ortadan kaldırmayı seçmeye bağlı olduğunu yineledi.[ix] Aynı üniversitede yaptığı ilk konuşmasında da, NATO’nun beyin ölümünün gerçekleştiğini söyleyerek AB’nin, NATO’dan bağımsız bir askeri güce sahip olması gerektiğini duyurmuştu.[x]

6 Mayıs’ta yapılan Fransa ziyareti sonrası Paris'te düzenlenen ortak basın toplantısında Macron, Avrupa'nın ticaret politikasıyla ilgili “sorun çıkarmaya çalışmadığını”, yalnızca “egemen” kalmaya çalıştığını ve iki ülkenin ticaret görüşmelerine devam edeceğini söyledi. Sonrasında “Çin'in Fransa'daki doğrudan yatırımı, Fransa'nın Çin'deki yatırımından üç kat daha düşük. Bunu yeniden dengelememiz gerekiyor” diye ekledi ve "EV, piller ve en son teknolojiler, dijital platformlar vb. sektörlerde, bizim (Fransa-Çin) işbirliğinin çok daha ileri gittiğini görmek isterim." dedi.


Şi ise, tarım, finans, havacılık, nükleer enerji ve kültürel alışveriş gibi alanlarda iki ülke arasında daha yakın ilişkiler kurulması çağrısında bulundu ve Çin ve Fransa’nın ziyaret sırasında toplam 18 “bakanlıklar arası işbirliği anlaşması” imzaladığını söyledi.

Bilindiği gibi Von der Leyen, AB'nin, temel teknolojilerin güvence altına alınmasına yönelik endişeleri nedeniyle tedarik zincirlerini “Çin kaynaklı risklere düşmeme” konusundaki çağrısına öncülük etmektedir. Bu bağlamda Çin'den Avrupa’ya ithal edilen EV akışına yönelik Fransa tarafından desteklenen “yüksek riskli sübvansiyon karşıtı” soruşturmayı yürütmektedir.[xi] Avrupa EV piyasasında, Çin’den gelen araçların satışları 2020’de 1.6 milyar $’dan, 2023’te 11.5 milyar dolar $’a yükselmiştir. Bunların piyasa payı da dört kat artarak yüzde 8’e ulaşmış; 2027’de bu oranın, bu gidiş engellenemezse yüzde 20’ye çıkacağı belirtilmektedir.[xii]

Buna karşılık Pekin, bu yılın başlarında, Fransa'nın konyak sektörünü vurabilecek bir hamleyle, AB'den ithal edilen brendi fiyatına ilişkin bir soruşturma başlatmış ve bu girişim AB’nin EV ithalâtına yönelik soruşturmasına misilleme olarak değerlendirilmişti.[xiii]

Ortak basın toplantısında üzerine durulan diğer önemli bir konu da Rus-Ukrayna çatışmasıydı. Bu gündemde Xi, Çin'in Ukrayna'ya yönelik tutumunu yineledi ve Pekin'in barışın desteklenmesinde aktif rol oynadığını belirtti. Çin'in, Ukrayna krizini "yeni bir Soğuk Savaşı” kışkırtmak için kullanan herhangi bir tarafa karşı olduğunu da sözlerine ekledi. Macron da yanıt olarak, "Bu konudaki görüşmelerimizin uzunluğu ve kalitesi (benim için) bir güvence kaynağıdır" dedi.


·        Rusya Konusunda Çin’in Beklentisi

Ukrayna ve Ortadoğu’daki savaşlarda ABD’nin peşine takılan Almanya ve Fransa öncülüğündeki AB, şimdi de Çin’den Rusya üzerindeki nüfuzunu kullanarak pazarlık masasının kurulmasını istemektedir. Bu beklentilerle 15-16 Haziran’da İsviçre’nin ev sahipliğini yapacağı Ukrayna Barış Konferansı’na katılacak olan Çin, burada belirleyici bir aktör olarak dünya siyasetindeki ağırlığını hissettirmeyi amaçlamaktadır. Keza Rusya da masada, kazanımlarını koruyarak oturmayı düşünmektedir. Bu durumda asıl sorun Ukrayna’nın toprak kaybını göze alamayan Batı cephesinde düğümlenmektedir.

Tamamı olmasa da AB’yi kısmen ya da parçalayarak ABD’den uzaklaştırma konusu, Çin’in “gizli ajandasında” durmaya devam etmektedir. Çin yönünden, bu konuda kısmen ayrı davranma potansiyeli taşıyan Fransa ile daha yakın bir ilişki geliştirme eğilimi sürebilir. Bunun için ekonomik olarak avantajlar sağlayacak kimi adımlar atılabilir.

Almanya ise, pek çok konuda ekonomik çıkarları nedeniyle ABD’den ayrı davranma eğilimi gösterse de, tarihsel nedenlerden ötürü, iş gelip karar aşamasında dayandığında rotayı yine ABD’ye çevirme özelliği taşımaktadır. Rusya politikası ve Ukrayna savaşı bunun en somut örneği olarak durmaktadır.


Gözlemciler ve basın, Şi’nin Paris ziyaretinden iki önemli sonuç öne çıkardı: Birincisi: Çin, Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’ya askeri destekte bulunmayacak ve Paris’te bu yaz yapılacak Olimpiyat Oyunları öncesinde ateşkes için elinden geleni yapacak. İkincisi: Ticarette iş birliğine devam edecek. Sadece bu iki konuya bakıldığında Şi’nin “Kazan-kazan” plânının tuttuğu söylenebilir.

·        Çin’in AB ile Ticari İlişkisi

Aşağıdaki grafikte (milyar $), yıllar itibariyle Çin ve AB arasındaki “ticaret hacmi” gösterilmektedir.

Kaynak: Trading Economics

İki taraf arasındaki ticari ilişkiler, Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'ne davet edildiği 2001 yılından bu yana yüzde 900 artarak 2022'de 927 milyar $’a ulaşmıştır. Bu artışın lokomotifi Almanya’dır. Aynı zamanda AB'nin Çin’e karşı olan “ticaret açığı” da 2001'de 46 milyar $’dan yüzde 930 artışla 2022'de 429 milyar $’a yükselmiştir. Burada hemen yapılacak değerlendirme, bu ilişkinin ikili bir “kazan-kazan” nitelikli olmadığı, kazanan tarafın Çin olduğu şeklindedir.  

Bu yaklaşıma Fransa başlığından bakarsak, Çin'in Fransa'ya ihracatı 2001'de 4 milyar $’dan 2022'de 42 milyar $’a yükselirken, Fransa'nın Çin'e ihracatı ancak 25 milyar $’a ulaşabilmiştir. Tabii ki bu rakamlar iki taraf için de tatmin edici seviyeden epey uzaktır.


ZİYARETİN SIRBİSTAN DURAĞI

Gözlemcilerin beklentilerine koşut olarak Xi'nin Sırbistan ve Macaristan'daki durakları, çok daha az çekişmeli ve diğer Avrupa başkentlerinde duyduğu eleştirileri dinlemek zorunda kalmadığı bir biçimde geçti.

Çin liderinin Belgrad ve Budapeşte başkentlerine yaptığı ziyaretleri “Çin Lideri Xi, Avrupa'nın Dönekleri (Hainleri), Sırbistan ve Macaristan'ı Kucaklamaktan Keyif Alıyor” başlığı altında yorumlayan WSJ’daki yazı ve “Başka hiçbir Avrupa ülkesi Pekin ve Moskova'yı kucaklamak ve ABD liderliğindeki dünya düzenine meydan okumak için bundan daha fazlasını yapmadı” alt başlığı, kanımızca üç ülkenin konumunu çok yerinde resmetmektedir.[xiv]


Çin Devlet Başkanı’nın Avrupa ziyaretindeki en kritik ülke, henüz AB üyesi olmayan Sırbistan’dır elbette. Pekin, Ukrayna savaşında Rusya'ya yakın olan, yaşlı kıtanın tam ortasında ancak farklı duran Sırbistan üzerinden Avrupa'da "etki alanı" yaratma peşinde gibi görünmektedir.


Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic yaptığı konuşmada, Tayvan ile Çin arasındaki gerilimi bir iç mesele olarak nitelendirerek Pekin'in Tayvan'ın Çin'in bir parçası olduğunu öne süren “Tek Çin politikasına” desteğini yineledi ve 2008 yılında bağımsızlığını ilan eden ancak Sırbistan'ın hâlâ hak iddia ettiği Kosova ile Tayvan arasında paralellikler kurmaya çalıştı.[xv]


Çin, jeostratejik konumu ve AB pazarlarına yakınlığı nedeniyle Batı Balkanlar'a ilgi duymakta ve Sırbistan'ı “stratejik bir Avrupa ulaşım merkezi” olarak görmektedir. Balkanlar'da değeri 21 milyar $’ı aşan 61 Çin projesi arasında en önemlisi, Belgrad-Budapeşte yüksek hızlı demiryolunun modernizasyonudur. Çin ile Sırbistan arasındaki ticaret, 2012'de 450 milyon $’ın altındayken, 2023'te 4 milyar $’ın üzerine çıkmıştır.[xvi]

Şi’nin Belgrad ziyareti, NATO'nun Belgrad'daki Çin büyükelçiliğini bombalayarak üç kişinin ölümüne yol açmasının 25. yıldönümü haftasına denk geldi. Bu olayın Şi tarafından anılması, Çin ile NATO arasındaki derin ayrılığın vurgulamanın yanında, Pekin’in bunu Amerika'nın aşırı nüfuzunun bir örneği ve Avrupa'nın güvenlik sorunlarının kaynağı olarak görmesine ve Rusya'ya yakınlaşmasına yol açmaktadır.


Pekin'in "demir kaplı" bir dost olarak tanımladığı ve AB üyesi olmayan Sırbistan’ın, Başkan Aleksandar Vučić'in yönetimi altında Çin ile artan ticaret ve yatırım bağları bu ziyaret vesilesiyle göz önüne çıktı. Bu bağlamda Reuters'in bildirdiğine göre, Ocak ayında Çin'in rüzgâr ve güneş enerjisi santralleri ile hidrojen üretim tesisine 2 milyar $’dan fazla yatırım yapmasını öngören bir anlaşma yapılmıştı.[xvii]


25. yılı vesilesiyle yapılan ziyarette Sırbistan ile Çin arasında tam 30 ayrı anlaşma imzalanmıştır. Buna göre Çin, Sırbistan’a alt yapı inşası için pek çok mali destek verecek ve böylece Sırbistan Balkanlar’da önemli bir ticaret koridoru haline gelecektir. Çin’in işlettiği Yunanistan’ın Pire Limanından Sırbistan üzerinden Avrupa’ya mal taşınacaktır. Keza Belgrad-Budapeşte arasındaki hızlı tren yolunun modernizasyonu da, bu projenin bir diğer ayağı olacaktır.

Daha önce Sırbistan'ın, ülkedeki Çin etkisini artıran 3 milyar $’lık bir “ekonomik destek” ve “askeri alım” paketinin imzalamasıyla, Belgrad ile Pekin arasındaki ilişkilerin ekonomik bağların ötesine geçtiği söylenmektedir.[xviii] Belgrad'a Huawei liderliğindeki akıllı gözetleme kameralarının kurulumu, Sırbistan'ın bloğa katılma müzakerelerinin başlamasına 10 yıl kala, gizlilik ve veri koruma konusunda AB standartlarıyla uyumluluk konusundaki Brüksel’deki endişeleri artırmıştı.


2022'de Pekin yönetiminin Sırbistan'a gizlice uçaksavar füze sistemleri gönderdiği de ortaya çıkmıştı. Çin ile elektrikli araç aküsü yapımında kullanılan önemli “lityum rezervlerine” sahip Sırbistan arasındaki ilişkiler bu nedenle “demir kaplı dostluk” olarak tanımlanmaktadır.


AVRUPA’DAKİ EN GÜÇLÜ ÇİN MÜTTEFİKİ: MACARİSTAN

Çin’in Avrupa’daki bir diğer sağlam müttefiki ise Macaristan’ın “sağ popülist” lideri Viktor Orban. NATO ve AB üyesi olan Macaristan son yıllarda Rusya ve Çin ile yakın ilişkiler geliştirdi. Bu nedenle de bu iki ülkenin (Rusya ve Çin) Batı ittifakındaki “Truva atı” olarak da nitelendiriliyor.


Ziyaret öncesinde, Macaristan'da Xi’nin, AB'de Çin için yararlı bir müttefik olan ve AB'nin Çin'i insan hakları konularında hesap vermeye yönelik çabalarını engellediği veya eleştirdiği, giderek otoriterleşen bir diğer “sağ popülist” Başbakan Viktor Orban ile ilişkisini derinleştirmeye çalışacağı beklenmekteydi.[xix] Nitekim de öyle oldu.

Macaristan, 2017 yılında Çin ile “ kapsamlı bir stratejik ortaklığa ” imza attı ve KYG'ni imzalayan ilk Avrupa ülkesi oldu. Çin ile Macaristan arasındaki ticaret 2012'den bu yana neredeyse ikiye katlanarak 7 milyar dolardan 2022'de 13 milyar dolara çıktı.[xx]

Söz konusu Orta Avrupa ülkesi, EV üreticileri de dâhil olmak üzere Çinli otomotiv tedarikçileri için Avrupa'da giderek daha önemli bir” üretim merkezi” haline gelmiştir. Analistler, bu durumun Çinli firmaların mevcut ve potansiyel AB tarifeleri etrafında manevra yapmasına yardımcı olabileceğini aktarıyorlar.[xxi]

Şi’nin Avrupa turunun son durağı olan Macaristan önümüzdeki süreçte adeta “Avrupa’daki Çin” olmaya aday görünmektedir. Çin’in KYG’nin içinde olan Macaristan’a Şi’nin 7 Mayıs’ta yaptığı ziyarette, bir kez daha devasa yatırım plânları yapıldı.

AB’nin karşı çıkmasına karşın Macaristan, kapılarını Çin’in doğrudan yatırımları için sonuna kadar açmış durumda. Geçtiğimiz Ocak ayında dünyanın en büyük EV üreticisi Çinli BYD, Avrupa’daki ilk büyük fabrikasını Güney Macaristan’da kuracağını açıklamıştı ve güneydeki Szeged şehrinde bu tesisi inşa etmektedir.[xxii] Diğer yandan Çin merkezli Contemporary Amperex Technology, Macaristan'da 7.8 milyar $’lık bir EV aküsü tesisi yapmaktadır.


BYD’nin Macaristan’daki yatırımları Avrupa’daki tekellerin tepkisini çekmektedir. Birçok Çinli EV üreticisi, Avrupa pazarını daha iyi tanımak ve ticaret tarifelerinden kaçınmak için Avrupa’da üretim yapmayı hedeflemektedir.[xxiii]

Diğer Çinli elektrikli araç üreticileri de İspanya, İngiltere ve Polonya’da fabrikalar kurmayı plânlamaktadırlar. Bu nedenle Çin’in Avrupa’daki otomobil pazarına girmek için Macaristan üzerinden attığı ilk adım oldukça önemlidir. Bu gelişmeyi önlemeyi isteyen Avrupa Komisyonu, daha önce de belirttiğimiz gibi, Çinli elektrikli araç üreticisi tekellere yönelik bir soruşturma başlatmıştı. Bu temelde AB’nin Çin mallarına önümüzdeki dönemde yüksek gümrük vergileri getirmesi beklenmektedir.


ZİYARETİN TOPLUCA DEĞERLENDİRİLMESİ

Başbakanı Olaf Scholz'un geçen ay Çin'e yaptığı ziyaretin hemen ardından gelen Şi’nin bu Avrupa seferi, Çin-AB ilişkileri açısından belirleyici ve seçilen destinasyonlar yönünden de anlamlı nitelikler taşımaktadır.

Xi’nin son Avrupa ziyaretindeki ana amacının, ABD’nin “daha az baskın” olduğu bir dünya için çabaları artırmak olduğunu söyleyebiliriz. Bir diğer amacı ise ekonomik niteliklidir: Avrupa’nın gümrük vergisi tehdidi ve elektrikli araçlara yönelik Çin sübvansiyonlarına ilişkin bir soruşturması nedeniyle “ticaret gerilimleri” artarken, Çin’in AB ile olan bağlarındaki “hasarı kontrol etmek”.

Xi’nin iki günlük Fransa ziyareti boyunca Macron, Çin liderine Pekin’in AB ile olan ticari dengesizliklerini ele alması ve Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin üzerindeki etkisini kullanması için baskı yaptı.

Macron, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i Xi ile görüşmelerine katılmaya, Çin pazarına daha fazla erişim çağrıları konusunda Avrupa’nın birlik niteliğinin altını çizmeye ve Çin’nin EV ve yeşil teknoloji alanındaki “kapasite fazlalığına” ilişkin rahatsızlıklarını ele almaya davet etti. İkili ayrıca Xi’yi, Rusya’ya hem sivil hem de askeri amaçlarla kullanılabilecek (çift kullanımlı ürünler) ürün ve teknolojilerin satışını kontrol etmeye zorladı.


Buna karşın Çin liderin çok az taviz verdiği anlaşılmaktadır. Xi, Çin’in bir “kapasite fazlası sorunu” olduğunu kabul etmedi ve Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı sona erdirmek için müzakere çağrılarını yineledi. Xi, tüm tarafları temas ve diyaloğu yeniden başlatmaya çağırdığını söyledi.


Xi’nin Fransızların isteklerini yeterince karşılamaması bir yana, AB aday ülkesi Sırbistan ve AB üyesi Macaristan’a yaptığı ziyaretlere, “siyasi bağları derinleştirme” ve “Doğu ve Orta Avrupa’daki yatırımları genişletme” vaatleri damgasını vurdu.

Bu bağlamda Xi'nin Sırbistan ve Macaristan gezileri, AB'deki çatlakları derinleştirmeye yönelik bir hamle olarak görülebilir.

Son aylarda Çin'de “transatlantik yakınlaşmayadoğru bir eğilim görsek de, Çin'e ilişkin “gelecek stratejileri” söz konusu olduğunda Avrupa’nın pek birlik içinde olmadığı açıktır. Avrupa'nın yaklaşımlarının, ülkelerin Çin'le olan ekonomik ilişkilerine, teknolojik bağımlılıkların boyutuna ve Çin'e yönelik liderlik ve kamuoyu tutumlarına bağlı olduğunu düşünmekteyiz. 


Xi'nin Fransa, Sırbistan ve Macaristan'daki duraklarıyla yaptığı gezi, kendisini eleştirenleri etkilemek için bir fırsat olmasının yanında aynı zamanda, Avrupa'nın bazı bölgelerinde görüşler sertleşirken, bazı ülkelerin Çin'i hala açık kollarla karşıladığını da göstermiştir.

Pekin, zayıflayan ekonomisi için kötü bir zamanda gelebileceği iddia edilen ticaret çarpıklıklarına çözüm bulmak için Avrupa'nın çabalarını azaltmak istemektedir. Aynı zamanda, özellikle yaklaşan ABD seçimlerinin sonucuna ilişkin belirsizlik ortamında, Avrupa'nın ABD'ye daha fazla yaklaşmamasını da sağlamayı arzulamaktadır.

Çin, AB'nin en önemli ticaret ortakları arasında yer almasına karşın, irdelediğimizde ilişki yapısının çok parlak olmadığı anlaşılmaktadır. AB, Çin'in piyasayı bozucu uygulamalarının “adil olmayan bir oyun alanı” yarattığını, Çin'in EV, güneş paneli endüstrisini sübvanse ettiğini (AB'deki güneş panellerinin %97'si Çin'de üretilmektedir.) ve AB pazarını işgal ettiğini söylemektedir.


Avrupa'nın Çin üzerindeki birliğini korumak çok önemlidir. Ancak Macron ve von der Leyen bunu tek başlarına yapamazlar. Bu açıdan Xi'nin Avrupa gezisinden geriye kalanlardan birinin de. Çin başkanının “bölme ve yönetme kapasitesi” olabilir.

Çinli liderin anılan ziyareti ile ilgili olarak ABD, Çin’in Macaristan, Sırbistan ve Rusya ile “Batı karşıtı liderlerden oluşan bir eksen” kurmaya çalıştığı iddiasında bulundu. ABD’nin Batı Balkanlar temsilcisi Gabriel Escobar Avrupa medyasına verdiği brifingde, “Seçtiği liderlerin [Orbán ve Vučić] Avrupa-Atlantik topluluğunun birliğine meydan okumaya en açık olanlar olduğunu düşünüyorum. Tüm ortaklarımıza ve muhataplarımıza Çin’in Avrupa’daki gündemine karşı çok dikkatli olmalarını söylüyoruz,” dedi.[xxiv]

ABD Başkanlık seçimlerini olası bir Trump zaferi de Avrupa’nın uluslararası ilişkilerde geleneksel rolünde ciddi bir kırılma yaratabilir. Avrupa’nın önünde duran esas yol ayrımı da burada yatmaktadır.


Sonuç olarak, beş günlük Avrupa ziyaretinden sonra Çin büyük ve somut kazanımlar elde edemese de, morallerin bozuk olduğu bölünmüş Avrupa’da uzun bir aradan sonra bayrak göstermiş olmaktadır.

Ersin Dedekoca                                    


[i] Ersin Dedekoca, “İtalya’nın Ayrılması Sonrası Modern İpek Yolu Projesi”, 21.yy Türkiye Enst., 12.12.2023, https://21yyte.org/tr/merkezler/bolgesel-arastirma-merkezleri/asya-pasifik-arastirmalari-merkezi/i-talya-nin-ayrilmasi-sonrasi-modern-i-pek-yolu-projesi

[ii] “Europe launches subsidies probe into Chinese wind turbine suppliers”, CNN.com, 11.09.2024, https://edition.cnn.com/2024/04/09/business/europe-wind-turbine-probe-china/index.html; “EU raids offices of Chinese security equipment maker in subsidy probe”, CNN.com, 25.04.2024, https://edition.cnn.com/2024/04/24/business/eu-china-subsidies-raids/index.html 

[iii] Valeria Fappani &Blanca Marabini San Martín, “Behind the EU’s New Probe Into China’s Green Tech Subsidies”, The Diplomat, 15.04.2024, https://thediplomat.com/2024/04/behind-the-eus-new-probe-into-chinas-green-tech-subsidies/

[iv] Shannon Tiezzi, “Xi Jinping to Visit Europe for First Time in 5 Years”, The Diplomat, 30.04.2024, https://thediplomat.com/2024/04/xi-jinping-to-visit-europe-for-first-time-in-5-years/ 

[v] “Putin announces plans to visit China in May”, The Associated Press (AP), 25.04.2024, https://apnews.com/article/putin-visit-china-ukraine-war-97c6790d093ecfe1234044841b462a78

[vi] Simone McCarthy, “China’s Xi Jinping is visiting Europe for the first time in five years – his goodwill tour will be an uphill struggle”, CNN.com, 6.05.2024, https://edition.cnn.com/2024/05/04/china/xi-jinping-europe-china-macron-france-serbia-hungary-intl-hnk/index.html

[viii] Eleanor Butler, “Scholz’s visit to China: Balancing distance and diplomacy”, Euronews, 19.04.2024, https://www.euronews.com/business/2024/04/19/scholzs-visit-to-china-balancing-distance-and-diplomacy; Noah Barkin , “Olaf Scholz Is on a Telltale China Trip”, Foreign Policy, 13.04.2024, https://foreignpolicy.com/2024/04/13/scholz-germany-china-trip-europe-derisk-decouple/

[ix] “Macron outlines his vision for Europe to become an assertive global power as war in Ukraine rages on”, AP, 25.04.2024, https://apnews.com/article/france-macron-europe-eu-paris-sorbonne-speech-a3f4de514a88ca324ed1c545fc3821c1

[x] “Sorbonne speech of Emmanuel Macron - Full text / English version”, Ouest France, 26.09.2017, https://international.blogs.ouest-france.fr/archive/2017/09/29/macron-sorbonne-verbatim-europe-18583.html

[xi] “Commission launches investigation on subsidised electric cars from China”, European Commission, 4.10.2023, https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/ip_23_4752

[xii] Peter Campbell, “Chinese-made EVs set to take 25% of European market this year”, FT, 27.03.2024, https://www.ft.com/content/7e436163-afda-4e7f-8f2b-67d1a12a16d4 

[xiii] Anna Cooban, “China and Europe’s trade spat escalates as Beijing targets French brandy”, CNN.com, 5.01.2024, https://edition.cnn.com/2024/01/05/business/china-europe-french-brandy-investigation/index.html

[xiv] Thomas Grove, “China’s Xi Enjoys Embrace of Europe’s Renegades, Serbia and Hungary”, WSJ, 8.05.2024, https://www.wsj.com/world/chinas-xi-enjoys-embrace-of-europes-renegades-serbia-and-hungary-7536c4fa?st=6iemr54b1rghnbl&mod=googlenewsfeed

[xv] Grove, agy.

[xvi] Valbona Zeneli, “Xi Jinping’s Visit to Europe Tests Transatlantic, EU Cohesion on China Policy”, The Diplomat, 7.05.2024, https://thediplomat.com/2024/05/xi-jinpings-visit-to-europe-tests-transatlantic-eu-cohesion-on-china-policy/

[xvii] “Serbia secures $2.2 bln investment from China for renewable energy facilities”, Reuters, 26.01.2024, https://www.reuters.com/business/energy/serbia-secures-22-bln-investment-china-renewable-energy-facilities-2024-01-26/

[xviii] Maja Zivanovic, “$3bn Economic Agreements Boost China’s Role in Serbia”, Balkan Insight, 18.09.2018, https://balkaninsight.com/2018/09/18/new-agreements-boost-china-role-in-serbia-09-18-2018/

[xix] McCarty, agy.

[xx] Tamás Matura, “Chinese Influence in Hungary”, CEPA, 18.08.2022, https://cepa.org/comprehensive-reports/chinese-influence-in-hungary/  

[xxi] McCarty, agy.

[xxii] “China EV maker BYD to build first Europe plant in Hungary, Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung reports”, Reuters, 4.11.2023, https://www.reuters.com/business/autos-transportation/china-ev-maker-byd-build-first-europe-plant-hungary-fas-2023-11-04/

[xxiv]  Alice Taylor, “Escobar: China timed Europe visit to ‘create axis against EU integration’”, Euractiv, 9.05.2024, https://www.euractiv.com/section/politics/news/escobar-china-timed-europe-visit-to-create-axis-against-eu-integration/

0 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page