top of page

Yurttaşına istihdam sağlayamayan ekonomik büyüme

Geçtiğimiz ve içinde bulunduğumuz hafta içindeki, TL’nın yabancı başat para birimleri karşısındaki aşınmasının sürdüğü; açıklanan “tüketici, üretici ve çekirdek enflâsyon” oranlarında yeniden “çift haneli” rakamların kalıcılığı; 2017 üçüncü çeyrek rekor (!) büyümesinin* baz etkisi ile, yurttaşların yaşamına yansımayan yüzde 7,4 oranındaki büyüme konularına, meydanı, bu konularda methiye veya “aklımıza gelmeyen sebep” üreten medya ve kalemlere bırakarak girmemeyi tercih ettik.

Bunların yerine, yurttaşları çok yakından ilgilendiren “istihdam” ve “işsizlik” konularına değinmeyi yeğledik.

KAVRAM TANIMLARI

Bu konuda hepimizin sıkça karşılaştığı bazı terimlerin açıklamalarını aşağıdaki şekilde toparlayabiliriz.

İstihdam: Bir ülkede belirli bir dönemde çalıştırılan toplam işgücü sayısını ifade eder.

Tam istihdam: Çalışma istek ve yeterliğinde olup, geçerli ücret düzeyinden çalışmayı kabul eden herkesin “iş bulabildiği” bir ekonomik durumdur.

Eksik istihdam: Çalışma yaşındaki faal nüfusun bir kısmının, emek talebi yetersizliği nedeniyle üretime katılmaması halidir.

Faal nüfus: Çalışma yaşındaki, 15-64 yaş aralığındaki nüfusu açıklamak için kullanılır.

İşsizlik: Çalışma arzusundaki ve çalışmaya bir engeli olmayan çalışma yaşlarındaki kişilerin iş bulamaması durumudur.

Açık işsizlik: Çalışma irade ve gücünde olan ve cari ücrete razı olarak iş aradığı halde, kendi yeteneğine göre iş bulamayan kimseler için kullanılan bir kavramdır. Söz konusu terim, kendi isteğiyle çalışmayanları bu kapsam dışında bırakmaktadır.

Gizli işsizlik: Sistemde çalışıyor görünmesine rağmen, üretime hiçbir katkısı olmayan işçilerin durumu için yapılan tanımlamadır. Bir diğer ifade ile, bu tanıma giren çalışanların üretimden çekilmeleriyle üretimde herhangi bir azalma söz konusu olmamaktadır. (Özellikle, az gelişmiş ülkelerin tarım ve hizmet sektörleri ile, kamu kesiminde yaygındır.)

2017 YILI İSTİHDAM ve İŞSİZLİK ORANLARI

TÜİK tarafından 23 Mart’ta, 2017 ile ilgili istihdam ve işsizlik istatistikleri yayımlandı. Geçtiğimiz yıl istihdam edilenlerin sayısı, geçen yıla göre 984 bin kişi artarak 28 milyon 189 bin kişiye ulaştığı, “istihdam oranının” ise 47,1 olduğu (erkeklerde yüzde 65,6, kadınlarda ise yüzde 28,9)açıklandı.

2016 yılında yüzde 52,0 olan faal nüfustan işgücü piyasasına akan nüfus, yani “katılım oranı”, 2017 yılında yüzde 52,8’e yükselmiştir.

Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, 2017 yılında bir önceki yıla göre 124 bin kişi artarak 3 milyon 454 bin kişi olmuştur. İşsizlik oranı ise, geçen yıla göre değişim göstermeyerek, yüzde 10,9 seviyesinde kalmıştır. İşsizlik oranı erkeklerde 0,2 puanlık azalışla 9,4; kadınlarda yüzde 14,1; 15-24 yaş aralığındaki “genç nüfusta” ise, geçen yıla göre 1,2 puan artışla yüzde 20,8’e şeklinde gerçekleşmiştir.

İŞGÜCÜ CEPHESİNDE BAZI GERÇEKLER

DİSK tarafından 21 Şubat’ta açıklanan “Türkiye işçi sınıfı gerçeği” başlıklı araştırmada yer alan bazı olguları aşağıda özetlemeyi faydalı bulduk.

İşçilerin yüzde 18’i, çalıştığı işyerinde “sigortası olmadığını” belirtmiştir. Sigortasızlık eğitim, cinsiyet ve kayıt dışılığa göre değişiklik göstermekle birlikte, 15-24 arasındaki genç işçiler arasında sigortasızların oranı yüzde 34 ile 43 arasında değişmektedir.

2017 sonu itibariyle işçilerin ortalama giydirilmiş net geliri 1.894 TL’dir. 2017 yılı asgari ücretinin 1.404 TL olduğu dikkate alındığında, işçilerin ortalama net kazançlarının asgari ücrete yakın olduğu anlaşılmaktadır. İşçilerin yüzde 66’sının aylık geliri 2.000 TL’nın altındadır.

Ülkemizde “çalışma süreleri”, OECD ve AB ortalamasına göre yüksektir. OECD ülkelerinde haftalık ortalama çalışma süresi 40.4 saat iken, Türkiye’de 49.3 saattir. İşçilerin yüzde 55’i haftada en az bir gün ve daha fazla olmak üzere fazla mesai yapmaktadır.

Araştırmaya göre, işçilerin yüzde 87’si sendikasızdır.

İşçilerin yaklaşık dörtte biri hiç yıllık izin kullanmamaktadır.

Söz konusu araştırmanın dışında, aşağıdaki hususları da bu bölümde vurgulamaktan geçemeyeceğiz:

Devletin kendi istatistikleri bile, kayıt dışı çalışanların geçen yılın aynı dönemine göre 0.6 puan artışla yüzde 33.3’e dayandığını göstermektedir.

İstihdam olanağı bulmuş işgücünün yukarıda özetlenen sorunlarının yanında, ne istihdam ne de eğitimde olan gençlerin 26,1’e yükselmiş olan oransal mevcudu, ürkütücü boyutlardadır.

İŞSİZLİK ve İSTİHDAM GERÇEKLERİNİN İRDELENMESİ

1. Yukarıda da değindiğimiz gibi, faal nüfustan istihdama yönelenlerin payına “katılım oranı” denilmektedir. Bu oranın OECD ortalaması yüzde 70 civarındadır. Türkiye’de ise, özellikle kadın nüfusun düşük katılımı nedeniyle, yüzde 58 gibi düşük bir seviyededir.

2. Türkiye’de 2017 boyunca işsizlik hep yüzde 10’un üzerinde seyretmiştir. TÜİK tarafından hesaplanan” dar tanımlı işsiz” sayısı, 3 milyon 291 gibi yüksek bir noktadadır. İş bulma umudunu kestiği için devre dışı kalanları, iş aramayıp çalışmaya hazır olanları, mevsimlik çalışanları katarak hesaplanacak “geniş tanımlı işsizlik” ise, Disk-Ar’ın raporuna göre, 6 milyon 190 bindir. Bu verilerin çerçevesinde, geçtiğimiz 2017 yılı için “istihdamsız bir büyüme yılı” tanımını kullanmak, haksız bir niteleme olmayacaktır.

3. Daha tutarlı bir yaklaşım için “tarım dışı işsizlik” verilerine baktığımızda, yüzde 12,3’lük bir işsizlik düzeyi gözlenmektedir. Kadınlar için tarım dışı işsizlik oranı ise, yüzde 16,8 gibi çok yüksek bir seviyede seyretmektedir.

4. Dünyada da genel olarak yaygın bir büyümenin gözlemlendiği, işsizlik oranlarının düşüş eğiliminde olduğu bir yılı tamamlamış bulunuyoruz. Örneğin işsizlik oranları ABD, Japonya ve AB’de sırasıyla yüzde 4,1; 2,4 ve 8,6’ya gerilemiş bulunmaktadır. Keza, Çin, Hindistan ve Meksika gibi yükselen ekonomilere sahip ülkelerde de sırasıyla yüzde 3,9; 6,1 ve 3,4’dür. Türkiye ise, işsizlikle boğuşan Brezilya’nın ardından en yüksek orana sahip konumdadır.

5. Ülkemizde kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 33,5, erkeklerin yüzde 71,7; toplamda ise %52,4’tür. Manşet işsizliğin yüzde 10,4 olduğu düşünülürse, çalışacak yaştaki her 100 kişiden ancak 47’sini istihdam edebildiğimiz ortaya çıkmaktadır. Bu durumda, yurttaşlarının yarısının bile üretim süreçlerine katamayan, ancak yüzde 7,4 oranında büyüyen (!) bir ekonomi ile karşı karşıya olmak durumunda kalıyoruz.

6. DİSK-AR’ın araştırmalarına göre, Kasım 2017 rakamıyla “çırak, stajyer ve kursiyer” sayısı bir yılda 423 binden, 1 milyon 107 bine yükselmiştir. Buradan yapabileceğimiz bir çıkarım, TÜİK tarafından yapılan açıklamada, bir önceki yıla göre 1,2 puan artışla yüzde 20,8 olan, 15-24 yaş arasındaki “genç nüfus işsizliğinde”, tartışmalı bir durum bulunmaktadır.

Sonuçta, işsizlik ve istihdam konusundaki gerçekler, hiç de son dönemde medyada yer alan haber ve yorumlar gibi olmadığını; ”istihdam yaratmayan, parlatılmış bir ekonomik büyüme” yaşadığımızı söyleyebiliriz.

Özün özü: Büyük ve yapısal sıkıntılar köklü çözümler gerektirir. Aksi halde, vücudun bir parçası mutlaka yorganın dışına çıkar..

(*): 15.12.2017 tarihli “Büyüme takıntısı ve yaşama geçmeyen büyüme” başlıklı yazımız

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

2021 yılında 46 milyar Amerikan Doları ($) olan “dış ticaret açığı (DTA)”, 2022 Ağustos itibariyle (yıllıklandırılmış olarak) yüzde 88 artışla 88.6 milyar $’a fırlamıştır. Yeni açıklanan “2023- 2025 d

Türkiye Hazinesi görülmemiş bir hız ile borçlanırken, son 3 yıldır sadece yurt dışı piyasalardan değil, “yurt içi piyasalardan da döviz ve altın” cinsi borçlanmayı çok artırdı. Bunun sonucunda” iç bor

bottom of page