top of page

Yapısal dönüşüm mü? Hadi canım siz de

Hazine ve Maliye Bakanı dün, “yapısal dönüşüm” adını verdiği beklenilen reform paketini açıkladı.

Bakan Albayrak özetle, kamu bankalarına 28 milyar TL tutarında devlet tahvili verileceğini bildirirken, “bankalardaki sorunlu kredilerin bir kısmı ulusal ve uluslararası yatırım fonlarına transfer edilecek” dedi. Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES) kıdem tazminatı fonu ile entegre edileceğini açıklayan Bakan, gelire göre artan vergilendirmeyi etkin hale getirileceğini, dolaylı verginin ağırlığı azaltılırken, doğrudan verginin ağırlığınınarttırılacağını söyledi.

Aşağıdaki satırlarımız, 2018 Eylül’ünde kamuoyuna açıklanan ve 3 ay sonrası için yapılan tahminleri tutmayan Yeni Ekonomi Programı’nın (YEP) bir parçası olan son “Yapısal Dönüşüm Adımları”nı (YDA) irdeleyerek; tutarlılığını ve gerçekleşme olasılığı incelemeyi amaçlamaktadır.

I. YDA’NIN ANA HATLARI

Bakanın yaptığı açıklamaya göre sadece, 2019 yılında hayata geçirilecek düzenlemeler ve adımlar paylaşılmıştır. Gelecek yıl yapılacakların kamuoyuna aktarılmasının ise önümüzdeki yıl yapılacaktır. Yapılan sunumda, Türkiye’nin önündeki“seçimsiz 4,5 yıllık”dönem gündeminin artık“ekonomide reform” olduğu vurgulanmıştır.

Finans Sektörüne Yönelik Reformlar

Reformların başında finansal sektör gelmektedir.Bu ana başlığın altındaki tâlibaşlık da bankacılık kesimi olmaktadır.Özel bankaların, ihtiyaç halinde hazır tuttukları yeniden sermayelendirme planları çerçevesinde sermayeleri artırılacaktır. Söz konusu dengelenme süreci boyunca temettü dağıtımı ve yöneticilere nakdi prim ödemeleri yapılmayacaktır.

Kamu bankalarına toplam 28 milyarTLtutarında Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) verilerek,kamu bankalarınınmali yapılarının daha dirençli hale getirilmesi hedeflenmektedir.

Borçların (banka alacaklarının) yeniden yapılandırmalarını temin ve icra-iflas işlemlerini daha hızlı ve etkin bir şekle sokmak için yeni bir yasal ve kurumsal çerçeve oluşturulacağı belirtilmektedir.

Bankalardaki sorunlu kredilerin bir bölümü ulusal ve uluslararası yatırım fonlarına aktarılacaktır. Bazı sorunlu kredilerin, bankaların ve ulusal-uluslararası yatırımcıların iştiraki olan “bilanço dışı fonlara” devredileceği;bu fonların da enerji girişim sermaye fonu ve gayrimenkul fonu olacağı belirtilmektedir.

Bankacılıkta mevcut olan BDDK benzeri sigortacılık denetleme ve düzenleme kurumu kurulacaktır.

Son olarak da, çok genel bir şekilde, “ulusal tasarrufları artırarak, dış finansman bağımlılığımızı azaltacağız” ibaresine yer verilmektedir. Açıklamaya göre bu yolla, şirketlerimizin çok daha kolay, ucuz ve uzun vadeli bir biçimde yeni yatırımlarını finanse edebilecekleri belirtilmektedir.

Kıdem Tazminatı Reformu

Çalışanların kazançlarına göre kesinti oranlarının belirleneceği zorunlu bir bireysel emeklilik sisteminin yeniden ele alınacağı belirtilmektedir. Bu sistemle birlikte Kıdem Tazminatı Reformunun da yaşama geçirileceği vaat edilmektedir. Yeni yapıyla birlikte 5 yılda, sistemde biriken fonların milli gelirin yüzde10’unun üstüne çıkacağı öngörülmüştür.

Yine çalışma hayatı ve sosyal güvenlik bağlamında, sosyal güvenlik reform paketinin bu yıl içinde açıklanacağı; aktif/pasif oranındaha üst seviyeye çıkması ve prim gelirlerinin artırılmasının hedeflendiği açıklanmaktadır.

Gıda Enflâsyonuyla Mücadele

Kırmızı et fiyat istikrarının,küçükbaş hayvancılıkta,47 milyon olan hayvan varlığının 100 milyona yükseltilmesi; Hal Yasası kapsamında üretici kooperatiflerinin haller içindeki paydaşlarının artırılması; perakende ve lojistik destek temin edilerek daha rekabetçi ortam sağlanması ile gerçekleştirileceği anlatılmaktadır.

Yine bu bağlamda yapılacaklardan bir diğeri de, bölge ve ürün bazında makro arz talep ve ticari planlama sürecinin altyapılarının tesis edilmesi,Tarım Kredi ortaklığı ile Sera A.Ş. kurulması, İlk etapta 2 bin hektar sera inşa edilmesi olarak sayılmaktadır.

Mali Sistem ve Vergi Reformu

Vergide reform, yeni vergi mimarisi, kayıtdışıile mücadele ve mükellef hakları başlıklarında toplanmaktadır. Yeni vergi mimarisin de istihdam oluşturmahedefin üzerine oturacağı, kayıtdışılıkla mücadele edeceği belirtilmektedir.

Diğer yandan, dolaylı vergininağırlığı azaltılırken, doğrudan verginin ağırlığınınarttırılacağı; sıkı maliye politikasından vaz geçilmeyeceği, bütçe hedeflerini tutmasını sağlayacak tasarruf adımlarının sürdürüleceği vurgulanmaktadır.

Yüksek gelir gruplarının daha adil vergilendirilmesini sağlayacak, enflasyon etkisinien aza indirecek bazı bazı adımlar atılacağı; vergi dönüşüm reformunun (istisna ve muafiyetlerin azaltılması, Kurumlar Vergisinin kademeli düşürüp daha adaletli noktaya taşınması, beyannamenin yaygınlaştırılarak, gelire göre artan oranlarda vergilendirme) kısa sürede açıklanacağı anlatılmaktadır.

İhracatın Teşviki/ İş Dünyasının Desteklenmesi

İhracata dayalı bir ekonominin teşvik edilmesi; yerli-yabancı tüm paydaşlara kazan-kazan işbirliklerinin gerçekleştirilmesi; kısa, orta ve uzunvadede ihracat potansiyelinin belirlenerek ihracatın artırılmasıiçin uygunstrateji ile ilgili adımlar atılması; sanayide yerlileştirme programı(Mayıs’taaçıklanacak); ihracatta devlet yardımları yeniden düzenlenmesi, bu başlıktaki öncelikler arasındadır.

II. YDA’NIN BU YILA İSABET EDEN TAKVİMİ

Mayıs Ayı: Tarımda Milli Birlik Projesi ve Sanayide Yerlileştirme Projesi,

Ağustos Ayı: İhracat Master Plânı,

Eylül Ayı: Turizm Master Planı, Lojistik Master Plânı,

Yıl Sonu: BES ve Kıdem Tazminatı Reformu, Sosyal Güvenlik Reformu,İstihdam Eğitim Planlaması, Yargı Reformu.

III. YDA’NIN GERÇEKLİĞİ, UYGULANABİLİRLİĞİ

Bir yol haritası niteliği taşıyan ve uygulama plânları olmayanYDA’nın ilk başta dikkatimizi çeken olumlu yanlarını, yukarıda özetlediğimiz başlıkların genelde “piyasa dostu” olması, içleri doldurulmamış olsa daenerji sektöründeki batık kredi sorunununkabul edilmesi, küçükbaş hayvancılıktaki çok açık teşvik olarak sayabiliriz.

Herşeyden önce Eylül 2018’de açıklanan YEP’nda mevcut enflâsyon ve ekonomik büyüme oranlarında 3 ay sonra gerçekleşen olumsuz sapmalar, YDA’nın da gerçekliği konusunda tereddütler yaratmaktadır.

Diğer yandan ülkede 17 yıldır sergilenen ve son yıllarda daha da derinleşen aksi uygulamalar, açıklamadaki “Hukuk ve ekonomi birbirini tamamlayan iki önemli alandır. Uzun vadeli yatırımlaröngörülebilir hukuk pratiğine yakından bağlıdır. Yargı reformu stratejisi belgesiningüncellemesi devam ediyor.” şeklindeki bir vaadi samimi bulmamızı çok zorlaştırmaktadır.

Tarımla ilgiliönlemler, şimdilerde yaşanan sorunlaraçözüm üretecek ve enflasyonu düşürecek önlemler olarak görünmemektedir.Çünkü tarımdayaşanan en temel sorun, yüksek girdi fiyatları nedeniyle üretiminazalması; çiftçinin para kazanamaması ve desteklerin yetersizliğidir. Bakan’ın açıkladığı belgede, tarımsal üretimi destekleyecek önemli birönlem veya teşvik bulunmamaktadır. Bu bağlamda bir diğer gözlemimiz, şu anda sadece 13 bin dekar olan modern sera alanının 9ayda 2 bin hektara çıkarılması pek olası görünmemesidir.

Ekonomik krizin zirvelerinde gezinen, yüksek enflâsyon, durgunluk, ekonomik küçülme, artan işsizlik, tarım ürünlerinde yetersizlik yaşayan; eğitim, hukuk, demokrasi ve insan hakları konularında çağ dışına düşmekte olan bir ülke için hazırlanan belgenin sadece 8 ay ile sınırlı kalması, YDA’nın yetersizliği konusunda bir diğer işarettir.

Vergi reformu başlığındaki hususlar, neredeyse Cumhuriyet tarihi boyunca konuşulan bir konu olduğu gibi, vergi yükünün adil dağıtımı konusunda bir ışık vermemekte, oldukça piyasa yanında bir duruş sergilemektedir. Bilindiği gibi Türkiye’de günümüzde vergi,temeldeücretlilerden ve tüketilen mal ve hizmetler üzerinden alınmaktadır. (Ülkemizde son 15 yıldır kurumlar, serbest meslek, mülkiyet, faiz ve kira gelirlerinin toplam içindeki payı yüzde 30’dan 20’ye düşmüştür.)

Bugün açıklanan “yapısal dönüşüm” isimli belgede, önlem ve teşviklere “kurumsal ve yapısal” nitelik kazandıracak bir husus yoktur. Sadece sıkıntıda olan ve olacak bankacılık kesimi için önlemler ve büyük risk taşıyan enerji ve gayrimenkul sektörlerine acil tedbirler bulunmaktadır.

Sonuçta, Uğur Gürses’in dediği gibi, reform programı ve uygulama plânları beklenirken yerine, birkaç politika adımıiletemennilerden oluşan bir çerçeve ortaya çıkmıştır.

Özün Özü: Dağ fare doğurmuş; umutlar başka bahara kalmıştır.

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

2021 yılında 46 milyar Amerikan Doları ($) olan “dış ticaret açığı (DTA)”, 2022 Ağustos itibariyle (yıllıklandırılmış olarak) yüzde 88 artışla 88.6 milyar $’a fırlamıştır. Yeni açıklanan “2023- 2025 d

Türkiye Hazinesi görülmemiş bir hız ile borçlanırken, son 3 yıldır sadece yurt dışı piyasalardan değil, “yurt içi piyasalardan da döviz ve altın” cinsi borçlanmayı çok artırdı. Bunun sonucunda” iç bor

bottom of page