top of page

Türkiye’nin OECD rekorları

Türkiye, OECD’nin gelir, eğitim, çevre, sağlık, ve yaşam memnuniyeti gibi kriterlerle oluşturduğu “Daha İyi Yaşam Endeksi/Better Life Index”nde (BLI), üye ülkeler arasında kötü bir tablo çizmeye davam etmektedir.

Bilindiği gibi, GSMH ve diğer ekonomi istatistikleri, “hayat nasıl gidiyor?” sorusuna, özellikle “birey” düzleminden yeterli ve doyurucu yanıt veremediği, özellikle neo-liberal düzenin daha çok hakim olduğu 1990’dan günümüze daha çok anlaşılır olmuştur. Bu bağlamda doğan ölçüm ihtiyaçlarına çözüm üretmek amacıyla oluşturulan BLI’i, 11 konu başlığından, “hayat kalitesi” ve “yaşam koşullarını” ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.

35 üye ülke üzerinden 11 konu ile ilintili 25 soru başlığına göre, ülkemizin BLI’deki durumunu aşağıdaki başlıklarda özetleyebiliriz.

1.Gerekli araç ve gereçlerden yoksun meskenlerin oranı

En gerekli konfordan yoksun (evin içinde akar suya sahip tuvalet ve duş bulunmaması) konutların oranı, OECD ülkeleri genelinde yüzde 2,1 iken, Türkiye’de yüzde 6,5’dur. Ülke bu başlıkta, Şili ve Litvanya’dan sonra üçüncü sıradadır.

2.Hane halkı net düzeltilmiş kullanılabilir geliri

Ülkemiz 17.067 $ hane halkı başına düşen geliri ile, 35 OECD ülkesi arasında “en düşük” beş ülkeden sonra altıncı sırada gelmektedir.

3.İşgücü piyasasının güvenli olmaması

Türkiye, en güvencesiz iş gücü piyasası olarak İspanya ve Yunanistan’dan sonra üçüncü ülke olmaktadır. Ülkedeki OHAL uygulamalarının da bu olumsuzluktaki payı yadsınamaz.

4.İstihdam oranı

Yaşları 15 ile 64 arasında olan ve bir işte çalışan kişilerin, aynı yaş grubundaki nüfusa oranı olarak tanımlanan bu parametrenin OECD’deki karşılığı 67, Türkiye’de ise 51’dir. Söz konusu bu parametrede, ülkemizin daha altında istihdam oranına sahip OECD ülkesi bulunmamaktadır. Kısacası, bu dalda “negatif rekor” kırmışız.

5.Lise üstü eğitim oranı

Yaşları 25ile 64 arasında olup, lise üstü eğitime sahip olanların, aynı yaş grubundaki nüfus içindeki payı olarak tanımlanan bu kırılımda Türkiye, yüzde 39 sayısı ile, OECD ülkelerinin (OECD ortalaması 74) son sırasında yer almaktadır. İşte bir diğer OECD “negatif rekoru”.

6.Öğrenci yeteneği skoru

Öğrencilerin okuma, matematik ve fen bilimleri dallarındaki ortalama puanlarını gösteren PISA testine göre ülkemiz öğrencilerinin 425 puanı, 416 puanı olan Meksika öğrencilerini takiben “sondan ikinci” sırayı almaktadır.

7.Çevre değerleri

Türkiye ayrıca, su kalitesi açısından da OECD ortalamasının altındadır. Bireylerin yüzde 60’ı su kalitesinden memnun iken, OECD de bu oran yüzde 84’tür. Son sırada yer alan ülkemizin “çevre kriterinin” değeri 2.9’dur.

8.Yaşam memnuniyeti

Ülkemizde yaşayan bireyler hayatlarından, OECD ortalamasına göre daha az memnundur. Türkiye’de yaşam kalitesinden memnun olan bireyler yüzde 61 iken, OECD de bu oran yüzde 76’dır. Söz konusu kriter, bireylerin, hayatlarını bir bütün olarak değerlendirmelerini gösterir. Parametrede bireyler, hâlihazır hayatları için, en iyiden en kötüye 10 ile 0 arasında değerlendirme yaparlar. Türkiye’de bu kriter değeri 0.5’tir. 0.0 puanla en sonda bulunan Yunanistan’ın arkasında yer almakta, bir diğer anlatımla rekoru “negatif rekoru egale” ermektedir.

9.Güvende hissetme

Anılan değerlendirme, “Gece tek başınıza sokakta yürürken kendinizi ne kadar güvende hissediyorsunuz?” sorusunun yanıtı ile oluşturulmaktadır. OECD ülkelerinde ortalama olarak, bireylerin yüzde 68,6’ı kendisini bu yönden güvende hissederken, Türkiye’de ise bu güvenlik kriteri 60,6’dır. Bu sayı da, sondan beşinci sırada yer almaktadır.

10.İş-yaşam dengesi

Türkiye’de çalışan bireyler yılda 1.855 saat çalışmaktadır. OECD ülkelerinde bu sayı yılda ortalama 1.765 saattir. Diğer bir deyişle Türkiye’deki bireyler daha uzun süre çalışmaktadır. Bu olgunun endekse yansıması, bir diğer ifade ile, haftada 50 ve üzerinde saat çalışanların toplam işgücüne oranı 33,77 olmuştur. Söz konusu endeks değeri de bir OECD rekorudur. (OECD ortalaması 12,62’dir)

Sonuç yerine

Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız OECD’nin “Daha İyi Yaşam Endeksi” raporunda, ülkemizin maalesef, istihdam, çalışma süresi, su kalitesi ve lise üstü eğitime sahip olanlar başlıklarında, 35 ülke arasında “negatif rekor” kırdığı ortaya çıkmaktadır. Diğer başlıklarda da, negatif anlamda son 2-5 arasındayız.

Bu sonuçlar, ülkemiz karar vericileri veya politika belirleyicilerini düşünmeye, karar ve uygulamalarını tekrar gözden geçirmeye sevk etmelidir. Bilindiği gibi ekonomi ve siyaset, bireylerin mutluluğu ve refahı için vardır. Bu temel gerçek, TÜİK ve TCMB’nca periyodik olarak açıklanan istatistiklerle, Salı günlerinin siyasi partilerin grup “monologlarıyla”, OHAL uygulamalarıyla örtülemez; gündem değiştirme çabalarıyla gizlenemez. Keza unutmamak gerekir ki, yeterli olmayan eğitim (eğitimsizlik) ve eğitim kalitesindeki düşüklük, büyümenin ve çağdaşlaşmanın önündeki en büyük engeldir.

Özün özü: Her ilkbaharda karlar erir, fazla basınç bir yerden boşalır…

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

2021 yılında 46 milyar Amerikan Doları ($) olan “dış ticaret açığı (DTA)”, 2022 Ağustos itibariyle (yıllıklandırılmış olarak) yüzde 88 artışla 88.6 milyar $’a fırlamıştır. Yeni açıklanan “2023- 2025 d

Türkiye Hazinesi görülmemiş bir hız ile borçlanırken, son 3 yıldır sadece yurt dışı piyasalardan değil, “yurt içi piyasalardan da döviz ve altın” cinsi borçlanmayı çok artırdı. Bunun sonucunda” iç bor

bottom of page