top of page

IMF Küresel Görünüm Raporu Ve FED’in Son Toplantısı 

“World Economic Outlook/ Dünya ekonomik görünümü” adını taşıyan rapor, IMF tarafından yılda iki kez yayınlanan önemli bir rapordur. IMF ekonomistlerinin kısa ve orta vadeli gelişmelere dair analizlerini yansıtır. Hem genel bir bakış aktarılır, hem de detaylı analizlere yer verilir.

Rapor son olarak 2021 Ekim’de yayınlanmıştı. Başlığı “Pandemide toparlanma: Sağlık kaygıları, arz kesintileri ve fiyat baskıları” idi.[1] Özetle, “küresel ekonomik toparlanmanın sürdüğü ama momentumunun zayıfladığı; ekonomik görünüm üzerindeki risklerin arttığı” belirtilmekteydi. IMF bu hafta da anılan Ekim raporunu güncelledi.[2] Bu defa “daha da ihtiyatlı” bir tablo çizdi ve bazı önemli değerlendirmelere yer verdi.

Yine bu hafta (26 Ocak) Amerikan Merkez Bankası (FED)/Federal Açık Piyasa Komitesi’nin (FOMC)’in yaptığı yeni yılın ilk faiz toplantısında, faizi yüzde 0-0,25 bandında bıraktı, değiştirmedi.

Mart başı itibariyle “varlık alım programının” tamamlanacağını (tapering) bildiren FED, “yakın zamanda” faiz artışının uygun olacağını bildirdi. Toplantı sonrasında açıklamalarda bulunan FED Başkanı Powell, Mart’ta faiz artırma niyetinde olduklarını açıkladı.[3]

IMF’in GÜNCELLEME RAPORU

Yanılma payları yüksek olsa da, hatta bazen önyargılı hazırlandıkları iddia edilse de IMF tahminleri, pek çok kişi ve kuruluşun veri olarak kullandığı, karar verirken dikkate aldıkları dokümanlardır. Örneğin fon yöneticileri portföylerini yönetirken, yatırımcılar bir ülkeye yatırım kararı alırken IMF’nin öngörülerine başvurmaları artık olağanlaşmış bir yaklaşımdır.

IMF’in Ekim’de yayınladığı Raporda, “ekonomik görünüm üzerindeki risklerin” arttığı vurgulanmaktaydı. Söz konusu vurgulamaya koşut olarak IMF, büyüme tahminlerini de Temmuz’daki tahminlere göre biraz daha aşağı çekmişti. Raporda enflasyondaki artışa vurgu yapılarak, FED gibi bazı merkez bankalarının “para politikalarını sıkılaştırmaya” hazırlandıklarına dikkat çekilmekteydi.

Güncellemedeki değerlendirmeler

Ekim ayı Görünüm Raporu için 25 Ocak’ta yayınlanan söz konusu güncellemede öne çıkan değerlendirmeleri aşağıdaki başlıklarda toplayabiliriz:

Küresel ekonomi 2022 yılına beklenenden daha zayıf olarak başladı. Omicron yayılırken, ülkeler tekrar kısıtlamalar getirmeye başladı. Artan enerji fiyatları, arz sıkıntıları daha yüksek ve geniş tabana yayılmış enflasyona yol açtı.

Küresel büyüme oranı, 2021’deki yüzde 5,9 seviyesinden bu yıl 4,4’e (Ekim’de 4,9 olarak öngörülmüştü) gerileyecektir. Özellikle ABD ve Çin ekonomilerine ilişkin tahminlerin aşağı yönlü güncellenmesi bu düşüşte etkili oldu.

– Tedarik zincirlerindeki kesintiler ve yüksek enerji fiyatlarıyla, “enflâsyonun” öngörülenden “daha kalıcı/direşken” olduğu görülüyor. Beklentilerin çok fazla bozulmayacağı varsayımı altında, bu yıl arz-talep dengesizliğin azalması ve başat ekonomilerde alınan “para politikası aksiyonları” sayesinde enflâsyon kademeli olarak düşebilir.

Görünen riskler: Yeni varyantlar salgını uzatabilir; ekonomilerde daha fazla kesintilere yol açabilir. Keza, tedarik zinciri kesintileri, enerji fiyat oynaklıkları ve ücret baskıları da riskler arasındadır.

Gelişmiş ekonomiler faizleri yükseltirken “finansal istikrara dönük risk” yaratıyorlar. Bu riskler, gelişmekte olan ekonomilere yönelik sermaye hareketleri, kurlar ve mali dengelere yönelik olarak sıralanıyor. Jeopolitik gerilimler ve iklim değişikliği etkisiyle doğal afetlerin ortaya çıkma olasılıkları da mevcut.

Güncellemeye göre yapılması gerekenler

Yukarıda sayılan risklere karşı “politika yapıcılarının” yapması gerekenler de aşağıdaki gibi sıralanmıştır:

– Salgının üçüncü yılına girerken can kaybı 5.5 milyona ve ekonomik kayıplar ise 13.8 trilyon $’a ulaşmış olup, “küresel çabalar” arttırılmazsa salgın süreci daha uzayacaktır. Ülkeler arasında önlemlerde farklılıklar vardır. Aşıların, test olanaklarının ve antiviral ilaçların gelişmekte olan ülkelere de ulaştırılması için acil önlemler alınmalıdır.

– Para politikası alanında atılacak adımlar ülkelerin enflâsyon ve istihdam koşulları ile merkez bankalarının politika çerçevelerine bağlı olarak değişiklik gösterecektir. Euro bölgesi ve Japonya’da toparlanmanın daha güçlü hale gelmesi için desteklerin bir süre daha devam etmesi gerekebilir. Ancak toparlanmanın güçlü olduğu ABD’deki parasal destekler bu yıl muhtemelen geri çekilecektir. Piyasalarda oluşacak aşırı reaksiyonu önlemek konusunda dikkatli olunmalıdır. Özellikle enflâsyon beklentilerinin bozulduğu ve enflâsyonun tırmandığı ekonomilerde, merkez bankaları düzenli bir çekilmenin iletişimini kurmalı ve salgının tekrar hız kazanması halinde “yeniden destek sağlanacağının” işareti vermelidirler. Bu bağlamda enflâsyonla mücadele için IMF’nin gelişmekte olan piyasa ekonomilerine tavsiyesi, “daha sıkı para politikası” uygulanması şeklindedir.

– Para politikaları sıkılaşırken ekonomilerin, yüksek faiz ortamına uyum gösterecek adımlar atması gerekmektedir. Örneğin “yüksek dış finansman” ihtiyacı olan ekonomiler, finansal piyasalarda olası bir türbülansa hazırlıklı olmaları; bu kapsamda borç vadelerinin uzatılması ve dövizdeki açıkların daraltılması önerilmektedir. Makroekonomik uyum için “esnek kambiyo uygulamaları” ve bazı durumlarda “döviz müdahaleleri” ve “geçici sermaye tedbirlerine” gereksinim duyulabileceği belirtilmektedir.

– Faizlerin arttığı bir ortamda “borç yüklerinin artacağı”, bazı düşük gelirli ülkelerin “borç krizine girebilecekleri” belirtilmektedir. Bu konularda G20’nin “borç yapılandırması” devreye girebileceği hatırlatılmaktadır. Birçok ülke için “borç stresine girmemek” için daha yüksek büyüme ve vergi gelirine ihtiyaç duyacağı, bu noktada “yapısal reformların” gerekliliği zikredilmektedir.

– IMF, sunduğu kredi düzenlemelerini de hatırlatarak bunların şokların etkisini yumuşatmaya yardımcı olabileceğini söylemektedir.

– İklim tarafında, 2050 yılı net-sıfır hedefine ulaşılması için daha fazla çabaya gerek olduğu; karbon fiyatlaması ve fosil yakıt teşviklerinin azaltılması ile “yeşil altyapı yatırımları” ve “araştırma destekleri” için finans imkânı yaratılabileceğinden bahsedilmektedir.

FED TOPLANTISI, ALINAN KARARLAR, TÜRKİYE’YE ETKİSİ

  1. Toplantı öncesi piyasalarda yaşananlar

ABD endekslerinin Pazartesi ve Salı günü yüzde 3-5’lere varan düşüşler yaşayıp, ardından yine aynı hızla toparlanıp yeniden artı seviyelere ulaşması, FED ve Powell’a yönelik mesajlar olarak yorumlandı. Çünkü piyasaların şu sıralar en büyük endişesi, üç büyük adımı “tapering”, “faiz artırımı” ve “bilânço küçültülmesinin” ardı arkasına yapması, yaparken de hata yapma riski ve “faiz şokunun resesyon şokunu tetiklemesi” olduğu bilinmektedir.

Bu yaklaşıma karşı olan “ılımlı tapering’i savunanların” argümanı ise, “Fed borsalara değil ABD ekonomisinin sağlığına bakar. Gerekeni gerektiğinde yapamıyorsa Fed ne işe yarar?” şeklindeydi.[4]

Bu risk öngörülerinin en önemli dayanağı: 2000’lerin başında olduğu gibi, “para tabanını çok büyütmeden” gelen “sert faiz artışları” sonrasında “sert faiz indirimleri” ile son bulması; benzer şekilde 2015 yılında, Yellen ve Powell ortak projesi olarak hayata geçen bilânço küçültme ve faiz artırma operasyonunun da başarısız olmasıydı.[5]

Toplantı öncesi mâkul beklentiler:

-Aylık alım miktarını sıfıra kadar indirilecek,

-Mart ayında faiz arttırılacak,

-Yılı 4 faiz artışı ile tamamlanacak,

-Faiz artışından kısa bir süre sonra FED bilançosunu küçültecek,

şeklinde oluşmuştu.

  1. Toplantıda alınan kararlar ve Powell’ın açıklamaları

Powell, FED’in yüzde 0-0,25 aralığında “sabit tutulan (değiştirilmeyen)” politika faizini “Mart ayındaki toplantıda artırma niyetinde olduklarını” söyledi. Artırım miktarı konusunda henüz karar vermediklerini kaydeden Powell, bilanço küçültmeyi daha arka plânda yürüyen bir araç olarak gördüklerini ifade etti.

Powell, varlık alımlarını ise Aralık ayında açıklanan plana göre düşürmeye devam ederek Mart ayı başında sonlandırmayı kararlaştırdığını aktardı. Keza, toplantıda “bilanço küçültmenin zamanlaması ile hızına” ilişkin karar alınmadığını belirten Powell, “iş gücü piyasasını tehdit etmeden faiz oranlarını artırmak için epeyce alan olduğunu” da ekledi.

Bu bölümde tamamlayıcı bilgi olarak, FED’in, Covid-19 salgının ilk aylarında politika faizini yüzde 0-0,25 aralığına çekerken, salgın nedeniyle artan işsizliği kontrol etmek amacıyla aylık 120 milyar $’lık varlık alımına başladığını; FED’in, 2008 Eylül’ünde Küresel Kriz başlangıcında 875 milyar $, salgın döneminin ortalarında 4.4 trilyon $ olan bilânço büyüklüğünün, şimdilerde neredeyse iki katına çıkarak 8.8 trilyon $’a ulaştığını; ABD’de enflasyonun geçen yıl Aralıkta yüzde 7’ye tırmanarak, 1982’den bu yana yıllık en hızlı artışını kaydettiğini aktarmalıyız.

  1. Kararların Türk Ekonomisine etkileri

Uluslararası çeşitli kuruluşlarca yapılan çalışmalara göre “FED’in faiz artımı karşısında en fazla kırılganlık yaşayacak ülkeler” sıralamasında, Arjantin ilk, Türkiye ikinci sıradadır. Sırasıyla Türkiye’yi Güney Afrika, Kolombiya, Mısır ve Brezilya izlemektedir.

Bu süreçte Türkiye, bir yandan enflâsyon ithal ederken, diğer yandan “yüksek faiz” de ithal edecektir. Dış kaynağa muhtaç ekonomide “borçlanma maliyeti artacak”, “döviz nakit yönetimi daha da zora koşulma” ile yüz yüze gelecektir. Türkiye için bunun anlamı, mevcut kurumsal, ekonomik ve kamu finansmanı yapısıyla enflâsyon “kısır döngüsünden” maalesef çıkamamak olacaktır.

Kısaca, taşıma suyla değirmenini döndürmeye çalışan, “negatif faiz uygulamasını” seçmiş “tasarruf fakiri” bu ülkeyi zor günler beklemektedir.

[1] “WORLD ECONOMIC OUTLOOK OCTOBER 2021, RECOVERY DURING A PANDEMIC

HEALTH CONCERNS, SUPPLY DISRUPTIONS, AND PRICE PRESSURES”, IMF, 12.10.2021, https://www.imf.org/en/Publications/WEO/Issues/2021/10/12/world-economic-outlook-october-2021

[2] “WORLD ECONOMIC OUTLOOK UPDATE, RISING CASELOADS, A DISRUPTED RECOVERY, AND HIGHER INFLATION JANUARY 2022”, IMF, 25.01.2022, https://www.imf.org/en/Publications/WEO/Issues/2022/01/25/world-economic-outlook-update-january-2022

[3] Patti Domm, “The Fed is likely to signal a March interest rate hike and that further policy tightening is coming”, CNBC, 26.01.2022, https://www.cnbc.com/2022/01/25/the-federal-reserve-is-likely-to-signal-a-march-rate-hike.html

[4] STEPHEN S. ROACH, “The Fed Is Playing with Fire”, Project Syndicate, 24.01.2022, https://www.project-syndicate.org/commentary/federal-reserve-mad-scramble-to-control-inflation-by-stephen-s-roach-2022-01

[5] Gökhan Şen, “Yaklaşan Fed toplantısını tüm dünya izliyor”, Dünya, 25.01.2022, https://www.haberturk.com/yazarlar/gokhan-sen/3324731-yaklasan-fed-toplantisini-tum-dunya-izliyor

1 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Tırmanan Dış Ticaret Açığı Ve Ödemeler Dengesi Sorunu

2021 yılında 46 milyar Amerikan Doları ($) olan “dış ticaret açığı (DTA)”, 2022 Ağustos itibariyle (yıllıklandırılmış olarak) yüzde 88 artışla 88.6 milyar $’a fırlamıştır. Yeni açıklanan “2023- 2025 d

İç Borç Yükü Batağı

Türkiye Hazinesi görülmemiş bir hız ile borçlanırken, son 3 yıldır sadece yurt dışı piyasalardan değil, “yurt içi piyasalardan da döviz ve altın” cinsi borçlanmayı çok artırdı. Bunun sonucunda” iç bor

Yorumlar


bottom of page