top of page

Emtia Fiyatlarındaki Önlenemez Artış

Küresel ölçekte emtia fiyatlarında son bir yıldır süren artışların, bir süre daha güçlü bir seyir izleyeceğine ilişkin genel görüşler giderek çoğalmaktadır. Bu görüşleri son olarak, Dünya Bankası’nın Emtia Piyasaları Görünüm Raporu da desteklemiştir.

Küresel ekonomiyi, Türkiye gibi, “üretim”, “tüketim” ve “enerji temin” yapısı büyük oranda dışa bağımlı ekonomileri yakından ilgilendiren söz konusu gelişmeyi bu haftaki yazımızda ele almaya çalıştık.

GENEL GÖRÜNÜM

  1. 2020 yılı

2020 yılının sonunda küresel emtia piyasaları, Mart ve Nisan aylarında tetiklenen düşüşlere karşın, dünya çapında Covid-19 salgınının neden olduğu iniş çıkışlı yolculuğunun ardından, zayıf Amerikan Doları ($), artan talep, tüm ülkelerin uyguladığı mali teşvik paketleri ve parasal genişleme uygulamalarıyla yılı güçlü şekilde (yukarı giden fiyatlar) tamamlamıştı. Değerli metaller için ‘gösterişli’ geçen 2020’nin ikinci yarısında enerji fiyatları U dönüşü yaptı, tarımsal emtia uçuşa geçti ve endüstriyel metallerin hemen hepsinde sıçrama gerçekleşmişti.

Yükselişin ayrıntılarına baktığımızda demir cevheri ve gümüş bu yükselişin öncüleri, tarım ürünlerinde de şampiyonu mısır ve soya olduğunu görmekteyiz. Söz konusu iki tarım ürünündeki bu olgunun nedeni, üretim merkezlerinden Güney Amerika’daki kuraklık ve en büyük ithalâtçı Çin’den gelen büyük talepti.

Demir cevherinin tonu, Çin’de yükselen talep ve başlıca üretici Brezilya arzındaki düşüşün yarattığı etkiyle 160 $’a yaklaştı. Yıla 92 $/ton seviyesinden başlayan fiyatlardaki yıllık artış yüzde 60’ı buldu. Yıla 18 $/ons seviyesinin altında başlayan gümüş ise 2020’yi 26 $’ın üzerinde uğurladığı ve yıllık bazda yüzde 50’ye yakın değer kazandığı izlenmiştir.

Bu gelişmeleri aşağıdaki grafikte net olarak izleyebilmekteyiz:

Kaynak: Dünya Gazetesi, 5.01.2021

S&P GSCI metal endeksine göre 2020 yılında endüstriyel metal fiyatları ve tarım ürünleri yıllık olarak sırasıyla yüzde 17,8 ve 21,78 oranlarında artış göstermişti.

  1. İçinde bulunduğumuz yıl

2021’de de, analistlerin öngördüğü gibi, artan likidite ve talep emtiaya destek olmayı sürdürmektedir. Küresel ölçekte virüsle mücadele için aşılanmanın yaygınlaştırılması ve trilyonlarca $’lık mali desteğin yatırım ve harcamaları artırdığı izlenmektedir.

Kaynak: S&P GSCI[1]

Yukardaki grafikte de görüldüğü gibi emtia fiyatları, “peak noktasına” ulaştığı Eylül 2018’den sonra düşüş kalına girmişti. Salgının ilk görüldüğü sıralarda, 3 Ocak-24 Nisan 2020’de hızlı bir düşüş yaşadığı kanaldan Nisan 2020’de çıkarak, hızlı bir şekilde “uçmaya” başlamıştır.

Üretimde kullanılan mallara talep çok yüksektir. Gelişmiş ülkelerde “aşı uygulamasının” oldukça kuvvetli seyretmesi, başta Çin olmak üzere Asya ülkelerinin çoğunda virüsün alt edilmiş olması gibi nedenlerle, sanki “küresel toparlanma” senaryosunun devreye girdiği yönünde bir izlenim söz konusudur. Söz konusu bu yüksek talep, ister istemez yüksek fiyatları da beraberinde getirmektedir.

Aşağıdaki tabloda, enerji, metaller ve tarım ürünlerinde, yılbaşından bu yana ve son bir yıllık zaman dilimlerinde yaşanan artışları “yüzde oran” şeklinde sunulmuştur.

Kaynak: Reuters

Sonraki bölümde ele alacağımız Dünya Bankası raporu ve S&P GSCI’nın anılan endeksinde en dikkat çekici rakamlar metal ve mineral fiyatlarına aittir. Bakır, kalay ve demir cevheri fiyatları 10 yılın en yüksek seviyesine ulaşarak 2021 Mart ayı itibariyle geçtiğimiz yıl Nisan ayına göre yüzde 70 oranında artmış durumdadır. Alüminyum fiyatları ise, 2021 Nisan itibariyle geçen yılın aynı ayına göre yüzde 50 artış göstermiştir. Aynı dönemde benzer şekilde demir cevheri fiyatları da ikiye, kereste fiyatları ise üçe katlanmış durumdadır.

DÜNYA BANKASI’NIN BEKLENTİLERİ

Geçtiğimiz ay Dünya Bankası, “Emtia Piyasaları Görünümü Nisan 2021 (Commodity Markets Outlook)” raporunu “Metal fiyat şoklarının nedenleri ve sonuçları” başlığıyla yayımladı.[2] Dünya Bankası, emtia fiyatlarında 2021 başlarında küresel ekonomik toparlanma ile desteklenen yükselişin istikrar kazanacağını bildirdi. Raporda, altının ons fiyatının bu yıl geçen yıla göre yüzde 4 azalacağı, söz konusu azalışın 2022’de ise yüzde 5,9’u bulacağı tahmini yer aldı.

Raporda ayrıca, emtia fiyatlarının 2021’in ilk çeyreğinde toparlanmaya devam ettiği belirtilerek, fiyatların küresel ekonomik toparlanma ve iyileşen büyüme beklentilerinin etkisiyle yıl boyunca mevcut seviyelere yakın kalmasının beklendiği de açıklandı.

Dünya Bankası, petrol, doğal gaz ve kömürün oluşturduğu enerji emtia fiyat endeksinin bu yıl geçen yıla kıyasla yüzde 36,1 yükseleceği, tarım ürünleri, metaller ve mineraller gibi enerji dışı emtia fiyatlarından oluşan endeksin ise yüzde 19 artmasının beklendiği görüşlerine yer verdi.

Söz konusu yer alan diğer hususları da aşağıdaki başlıklarda özetleyebiliriz:

  1. Enerji fiyatlarının bu yıl 2020’ye kıyasla üçte birinden daha yüksek olmasının beklendiği; enerji emtia fiyat endeksinin gelecek yıl yüzde 6,1 artacağı; enerji dışı emtia fiyat endeksinin ise yüzde 3,5 azalacağı;

  2. Ham petrolün varil fiyatının bu yıl geçen yıla kıyasla yüzde 35,7 artarak ortalama 56 $ seviyesinde gerçekleşeceği; ham petrolün varil fiyatının, talebin kademeli olarak artmaya devam etmesiyle 2022’de yüzde 7,1 artışla ortalama 60 $’a ulaşacağı;

  3. Emtia fiyatlarının seyrinin, globâl ekonomideki toparlanma hızına ve Covid-19 salgınının kontrol altına alınmasına bağlı olduğu; keza, gelişmiş ekonomilerdeki politika destekleri ve büyük emtia üreticilerinin üretim kararlarının da, ekonomik görünümde büyük ölçüde etkili olacağı;

tespit, beklenti ve tahminleri.

YAŞANAN HIZLI ARTIŞIN NEDENLERİ ve BEKLENTİLER

Daha önce de belirttiğimiz “küresel toparlanmanın” genel etkisinin yanında, her mala ilişkin özel durumlar görülmektedir. Örneğin küresel yatırım atağı sebebiyle “demir çelikte” fiyatlar çok hızlı artarken, elektrikli otomotiv ve “yeşil ilgisi” sebebiyle “bakır talebi” de patlamış ve fiyatı 10 bin $’ı geçmiş durumdadır. Üstelik ara ara “arz sıkıntısı” da gündeme gelmektedir. Keza, OPEC ve diğer petrol ihracatçılarının üretimi kısması veya arttırmamasıyla varil fiyatının 70 $’a dayanmıştır.

Bu bağlamda “kereste” fiyatlarındaki “baş döndürücü” artışa ve bu konuda Abdurrahman Yıldırım’ın yazısına değinmeden geçemeyeceğiz.[3] Dünya borsalarındaki metreküp fiyatı 1.000 $’ı geçen kerestenin şimdilerdeki fiyatı ise 1.100 $’dır. Buna bağlı olarak kâğıt fiyatlarının da, geçen yıla göre katlandığı söylenebilir.

İngiltere’nin, Brexit sonrası yeni uygulamaların etkisini en aza indirmek amacıyla 2021 yılı girmeden gerçekleştirmek istediği kereste ithalâtı, 2020’in sonlarında büyük artış göstermişti. Çin ve diğer Asya ülkelerinin hâlihazırdaki yüksek talebi artarak devam ederken, yapıda ahşap kullanım yasağını yeni kaldıran Hindistan’dan gelen yeni yüksek talep, mevcut arz talep makasını daha da açmış durumdadır.[4]

Yine Yıldırım’ın söz konusu yazısından öğrendiğimiz bir diğer konu da, “kereste ile bakır fiyatlarındaki artışın, ekonomik canlılık ve enflâsyonun yükselmesinde eşdeğer öncü iki gösterge olarak görülmesi” olgusu oldu. Bu nedenle bakır ve kereste fiyatlarında yaşanan bu “sıkı artışın”, küresel çapta yeni bir ekonomik canlılık ve enflâsyonist sürece girildiğinin işareti olarak yorumlanabilir.

Tüm bunlara son olarak, “küresel para politikalarını” da eklemek gerekir. Bir diğer anlatımla, tarihin gördüğü “en büyük parasal genişlemenin” ve “en düşük faiz oranlarının” etkisi. Örneğin sadece Çin’in stok yapması ya da Arjantin’e az yağmur yağması değil, “küresel faiz oranları” ve “sıra dışı politikalar” da “gıda fiyatlarını” etkilemektedir. Bilindiği gibi, küresel faizlerin sıfıra yapışmış olması enflâsyon beklentilerini yükseltmektedir. Düşük faizler aynı zamanda bir varlık sınıfı olarak yatırımcıları ve spekülâtörleri tarım yatırımlarına çekmekte ve tüm bu güçler bir araya gelince de gıda fiyatları yükselmektedir.

“Bu fiyat artışları nereye kadar ve sonrası” sorusuna yanıt vermeye çalışırsak, yılın ikinci yarısında “desteklerin kısmen çekilecek” ve “paranın sıkılaştırılması” beklentisinin hayata geçmesinin güçlü bir ihtimal olması, mevcut “aşılamanın dünyadaki başarısı ve küresel toparlanmaya eklemlenmesi”, kısa dönemde “emtia fiyatlarında durulma” senaryosu için yeterli olmayabilir. Kısa vadede ancak “spekülâtif talebin” önünü kesebilecek böylesi gelişmenin “genel etkisinin” görülmesi zaman isteyecektir. Kısaca, emtia fiyatlarının pahalı kalmaya devam etmeleri akla en yakın seçenek olarak görünmektedir.

TÜRKİYE’YE ETKİSİ

Türkiye bir süreden beri yüksek enflâsyonla savaş vermekte veya onu “TÜİK kanalıyla ezmeye” çalışmaktadır! Fiyat artışına örnek olarak verilen enerji emtiaları ve metaller ise, ülkenin yoğunluklu olarak ithal etmek zorunda olduğu mamul ve ara mamullerdir. Bu durumda, yaşanan yukarı yönlü fiyat hareketlerinin, Türkiye gibi “”dışa fazlasıyla bağımla” veya “bu konudaki bağımsızlığını kısa vadeli çıkarları ve baskı ile teslim eden” ülkeler için pek de iyi bir haber olmadığı yadsınamaz.

Öte yandan ABD ekonomisinin beklenenden önce toparlanması ve FED’in para politikasını, görece olarak yakın tarihte değiştirmesi olasılığının güçlenmesi, Amerikan Dolar’ının diğer para birimleri karşısında güçlenmesinin başlayacağı dönemi de yakına çekmektedir. Bu nedenle, hem emtia fiyatlarındaki artışın hem de değerlenen $’ın oluşturacağı çifte baskının, “enflâsyonla” ve “cari açıkla” mücadeleyi ÇOK zorlaştıracağı” açıktır.

Sonuçta, daha zor ve sıkıntılı günler bekliyor bizleri…

[2] “Commodity Markets Outlook, Causes and Concequences of Metal Prices Shocks”, World Bank, Nisan 2021, https://thedocs.worldbank.org/en/doc/c5de1ea3b3276cf54e7a1dff4e95362b-0350012021/original/CMO-April-2021.pdf

[3] Abdurrahman Yıldırım, “Kereste kereste olalı hiç bu kadar değerli olmamıştı”, Habertürk.com., 16.04.2021, https://www.haberturk.com/yazarlar/abdurrahman-yildirim-1018/3029918-kereste-kereste-olali-hic-bu-kadar-degerli-olmamisti

[4] “Arz sıkıntısı kereste ve tomruk fiyatlarına tavan yaptırdı”, Dünya, 28.04.2021, https://www.dunya.com/sektorler/arz-sikintisi-kereste-ve-tomruk-fiyatlarina-tavan-yaptirdi-haberi-619423

1 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Tırmanan Dış Ticaret Açığı Ve Ödemeler Dengesi Sorunu

2021 yılında 46 milyar Amerikan Doları ($) olan “dış ticaret açığı (DTA)”, 2022 Ağustos itibariyle (yıllıklandırılmış olarak) yüzde 88 artışla 88.6 milyar $’a fırlamıştır. Yeni açıklanan “2023- 2025 d

İç Borç Yükü Batağı

Türkiye Hazinesi görülmemiş bir hız ile borçlanırken, son 3 yıldır sadece yurt dışı piyasalardan değil, “yurt içi piyasalardan da döviz ve altın” cinsi borçlanmayı çok artırdı. Bunun sonucunda” iç bor

Comments


bottom of page