top of page

Dış ticarette iç ve dış tehditler ve örtük gerçekler

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) ile Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre “ihracat”, Ekim Ayı’nda, 2017 yılının aynı ayına göre yüzde 13 artarak 15.7 milyar Dolar; “ithalât” yüzde23,8 azalarak 16.2 milyar Dolar olarak gerçekleşti.

Bu verilerin sonucu olarak “Ekim Ayı dış ticaret açığı”, beklentiye koşut olarak yüzde 93,8 oranında azalarak 456 milyon Dolar’a geriledi. Bu gelişmenin doğal bir sonucu olarak dış ticaret açığının daralması, beraberinde “cari açığın da azalmasını” getirmektedir. Söz konusu dış ticaret gerçekleşmelerinin bir sonucu olarak, “ihracatın ithalâtı karşılama oranı”, geçen yılın Ekim Ayı’ndaki yüzde 65,6 seviyesinden, 2018 Ekim Ayı’nda yüzde 97,2 sayısına yükseldi.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2018 Ekim Ayı’ında, bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 1,5, ithalât ise 6,9 oranlarında azaldı.

Bu haftaki yazımızda, yukarıda özetlediğimiz dış ticaret verilerinin, gerçekten olumlu bir hikâye anlatıp anlatmadığını; mevcut “dış ticaret açığında oluşan bu hızlı daralmanın” ne anlama geldiğini irdelemeye çalışacağız.

DIŞ TİCARETTE SON DÖNEM DEĞİŞİMLER

Yukarıda özetlediğimiz bu durumu, TÜİK’in verilerinden yararlanarak aşağıdaki şekilde tablolaştırabiliriz:

Tabloya göre “dış satım” sayıları, geçen yılın aynı ayına göre genel olarak “yükseliş” içindedir. Buna karşılık “dış alımın da”, genel olarak bir “gerileme” içinde olduğu izlenmekte ve bu gelişimin sonucu olarak “dış ticaret açığı giderek azalmaktadır”.

Söz konusu eğilim Eylül Ayı’nda iyice belirgin bir biçimde ortaya çıkmış bulunmaktadır. Şöyle ki, anılan aydaki ihracat yüzde 22,4 oranında artarken, ithalat yüzde 18,3 oranında gerilemiş; dış ticaret açığı da yüzde 77,1 oranında azalmıştır.

Son ay dış ticarette gözlenen bu olgu, “ihracatın ithalatı karşılama oranına” da benzer biçimde yansımaktadır. Söz konusu oran Eylül Ayı’nda yüzde 88,5’e yükselerek, bir rekor kırmıştır.

DIŞ TİCARETTE BÖLGE ve ÜLKELERİN PAYLARI

Türkiye’nin ihracat performansında, ekonomik büyümesi ivmelenen Avrupa pazarının büyük payı bulunmaktadır. 28 üyeli AB’ne yapılan ihracat, 2017 yılının aynı ayına göre yüzde 13,8 oranında artarak 7 milyar 825 milyon Dolar’a olarak ulaşmıştır.

Almanya’ya yapılan dış satım 2018 Ekim ayında 1 milyar 457 milyon Dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla, 1.7 milyar Dolar ile Birleşik Krallık, 877 milyon Dolar ile İtalya ve 852 milyon Dolar ile Irak izlemiştir.

İthalât tarafında ilk sırada Rusya bulunmaktadır. Söz konusu ülkeden yapılan dış alım, 2018 yılı Ekim Ayı’nda 1 milyar 865 milyon Dolar oldu. Bu ülkeyi sırasıyla, 1.6 milyar ile Almanya, 1,4 Dolar ile Çin ve 883 milyon rakamıyla ABD takip etmiştir.

DIŞ TİCARETTEKİ DEĞİŞİMİN NEDENLERİ ÜZERİNE

Yukarıda kısaca fotoğraflamaya çalıştığımız dış ticaret verilerindeki hızlı düzelmeye yol açan değişimin nedenlerini, içsel ve dışsa nitelikte olmak üzere iki temel başlıkta irdeleyebiliriz.

İthalâttaki Sert Daralma

Söz konusu düzelme büyük ölçüde dış alımdaki “sert daralmadan” kaynaklanmaktadır. Diğer yandan dış satım tarafındaki göreceli artışta ise, hem Euro bölgesi ekonomisindeki talep artışının yansıması, hem de Türk Lirası’nın değerindeki seviye, sınırlı da olsa bir etki yaratmaktadır.

Dış Ticaret Hadlerindeki Değişim

Bu nedenleri daha iyi anlayabilmek için, bu bağlamda söz konusu olan bazı terim ve kavramların ifade ettiği anlamlarını kısaca yinelemekte yarar görüyoruz.

Dış ticaret açığı: İhracat ile ithalât arasında ithalât lehine oluşan farktır. Türkiye, geleneksel olarak “dış ticaret açığı” veren bir ekonomidir. Ekonomisinin canlı, büyümenin yüksek olduğu dönemlerde dış ticaret açığı artmakta; tersi durumlarda ise azalmaktadır. Çünkü Türkiye’de üretimde kullanılan girdilerin önemli bir bölümü (yaklaşık yüzde 65’i) yurt dışından getirilmektedir.(Sanayimizin çarpık yapısı) Bu kısır döngüyü: ”ekonomik büyüme yükseldikçe üretim artar, üretimi arttıkça ithalât yükselir ve sonuçta dış ticaret açığı artar” şeklinde formülleyebiliriz.

Dış ticareti etkileyen önemli unsurlardan birisi de döviz kurudur. TL, yabancı paralara ve özellikle de ihracat ve ithalatın yoğun olduğu bölgelerin parası olan Dolar ve Euro’ya karşı değer kaybettikçe ihracat artar, ithalât düşer.

Ticaret haddi: Bu kavram, alınan ve satılan malların miktarı ve bu malların değişim oranını gösteren ölçüdür. Belirli bir dönemde alınan ve satılan malların fiyatları karşılaştırılarak o dönemdeki kayıp ya da kazanç ölçülebilir.

Değer endeksi: Toplam ihracat ve ithalâta konu mal ve hizmetlerin değerlerinde meydana gelen değişimi ölçmekte kullanılan bir endekstir. TÜİK’in kullandığı değer endeksinde temel yıl 2010 = 100 olarak alınmaktadır. Buna göre endeksin 100’ün üzerinde olması, dış alım ve satım değerlerinin temel yıla göre daha fazla olduğu, düşük olması ise daha az olduğu anlamına gelmektedir.

Miktar endeksi: İhracat ve ithalât miktarlarındaki değişmeleri göstermeye yarayan endekstir. Bunda da temel yıl 2010 = 100 olarak alınıyor ve endeksin 100’ün üzerinde olması ihracat veya ithalat miktarlarının temel yıla göre daha fazla olduğu, düşük olması ise daha az olduğunu göstermektedir.

Dış ticaret hadleri: ihracat birim değer endeksinin ithalât birim değer endeksine oranlanmasını ifade etmektedir. Dış ticaret haddinin 100’ün üzerinde bulunması; dış ticarete konu malların, baz yılına göre pahalıya satılıp, ucuza satın alındığı için ülke lehine bir durumu, 100’ün altında olması ise ülke aleyhinde bir olguyu ifade etmektedir.(**)

TÜİK’in 9 Kasım 2018 günü yayınladığı Eylül 2018 Ayı’na ait Dış Ticaret Endeksleri tablosunu aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz.


Kaynak: TÜİK (***): Dış ticaret hadleri

Tablo, ihracat birim değer endeksinin 2017 Eylül’üne göre yüzde 2,3 azaldığını, buna karşılık ithalât birim değer endeksinin aynı dönemde yüzde 2,6 arttığını göstermektedir. Bu durum, ihraç edilen her birim maldan daha az para kazanılırken, ithal edilen her birim mala daha fazla bedel ödendiğine işaret etmektedir. Bir başka anlatımla, Türkiye’nin ihraç ettiği malların birim fiyatı düşerken, ithal ettiği malların birim fiyatının artmış olduğunu ifade etmektedir.

“Miktar endeksine” baktığımızda, ihracat miktar endeksinin yüzde 25,2 artmasına karşılık, ithalât miktar endeksinin yüzde 20,3 düştüğünü görmekteyiz. Bunun anlamı, Türkiye’nin daha fazla mal satarken, daha az mal alıyor olmasıdır.

İhracat birim değer endeksinin ithalât birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve 2017 yılı Eylül ayında 106,6 olarak elde edilmiş olan “dış ticaret haddi”, yüzde 4,7 azalarak, 2018 yılı Eylül ayında 101,6’ya düşmektedir.

Fotoğrafın daha net görünümü şöyledir: Değer ve miktar endeksini bir arada ele alınca ülkenin, daha çok malı daha ucuz fiyatla satarak ihracatı artırdığı; tersine ithalâtta ise, çok daha az malı daha pahalıya aldığı gerçeğidir.

SONUÇ YERİNE

Yukarıda irdelediğimiz “Türkiye dış ticaretinde son dönemde yaşanan değişimlerden” yapacağımız çıkarımları iki başat başlıkta toplayabiliriz:

Dış ticaret verilerine yakından baktığımızda, “açığın hızla daralması” olgusunun aslında çok da olumlu bir hikâye anlatmadığını; aksine, Türkiye ekonomisindeki, iç talebe bağlı daralmanın ne kadar sert seyrettiğini teyit ettiğini görmekteyiz. Ara malı ve tüketim ürünleri ithalâtındaki seyir, küçülme yolundaki büyümeyi bir kez daha doğrulamaktadır.

Ülke, ihraç edilen her birim maldan daha az para kazanılırken, ithal edilen her birim mala daha fazla bedel ödemekte; daha çok malı daha ucuz fiyatla satarak ihracatı artırmakta; tersine ithalâtta ise, çok daha az malı daha pahalıya almaktadır.

Özün özü: Dış ticarette de işler hiç parlak değildir. Her zaman olduğu gibi gerçekler ayrıntılarda gizli ve anlatıldığı gibi değildir.

(**): Bu konuda daha kapsamlı bilgi için, Aydınlık Com.’da yayınlanan 9 Şubat 2018 tarihli “Dış Ticaret Hadleri ve Anlattıkları” başlıklı yazımıza bakılabilir. https://www.aydinlik.com.tr/dis-ticaret-hadleri-ve-anlattiklari-ersin-dedekoca-kose-yazilari-subat-2018

2 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Tırmanan Dış Ticaret Açığı Ve Ödemeler Dengesi Sorunu

2021 yılında 46 milyar Amerikan Doları ($) olan “dış ticaret açığı (DTA)”, 2022 Ağustos itibariyle (yıllıklandırılmış olarak) yüzde 88 artışla 88.6 milyar $’a fırlamıştır. Yeni açıklanan “2023- 2025 d

İç Borç Yükü Batağı

Türkiye Hazinesi görülmemiş bir hız ile borçlanırken, son 3 yıldır sadece yurt dışı piyasalardan değil, “yurt içi piyasalardan da döviz ve altın” cinsi borçlanmayı çok artırdı. Bunun sonucunda” iç bor

Comments


bottom of page