top of page

ABD, serbest ticaretten korumacılığa mı?

ABD Başkanı Donald Trump, korumacı ticaret savaşını alüminyum ve çelik ile başlattı. İthal çeliğe yüzde 25, alüminyuma yüzde 10 vergi oranında “ek gümrük vergileri” getirilmesi yönündeki düşüncesini açıklayan Trump’ın bu hamlesi, ABD’ye bu ürünleri satsın satmasın, tüm ülkeleri tedirgin etmeye yetti. Öyle ki, yazıyı hazırladığımız Salı günü, önemli Amerikan düşünce kuruluşlarından Atlantic Council, yapılmak isteneni: “küresel ticaret sistemi ateşkesinin sonu” olarak niteleyerek, “Trump’s Tariffs: The End of the Global Trading System’s Ceasefire” konulu panel düzenlemiştir.

Başkan Trump, geçen hafta Beyaz Saray’da yapılan, Amerikalı çelik ve alüminyum üreticileri ve sınırlı sayıda basın mensubu ile bir araya geldiği toplantıda, ABD Ticaret Bakanlığı’nın ithal çelik ve alüminyum için birkaç hafta önce önerdiği “ticarî sınırlamalar” görüşüldü. ABD basınında yer alan haberlere göre, Donald Trump toplantıda, ithal çeliğe yüzde 25, alüminyuma yüzde 10 ek gümrük vergisi getirilmesine karar verdiğini açıkladı. ABD’nin en fazla çelik ve alüminyum dışalımı yaptığı ülkelerin misilleme yapma olasılığı, piyasalarda “ticaret savaşları” korkusuna yol açarken, New York borsaları da gerileme yaşadı.

AMERİKAN TİCARET BAKANLIĞI’NIN ÖNERİSİ

Yaklaşık iki hafta önce ABD Ticaret Bakanlığı’nın Beyaz Saray’a sunduğu raporda, hem çelik, hem de alüminyum ithalâtını azaltmak için çeşitli seçenekler önerilmişti. Çelik için hazırlanmış olan alternatiflerden ilki, tüm ülkelerden ithal edilen çelik dışalımına en az yüzde 24 “ek gümrük vergisi” getirilmesi şeklindeydi.

İkinci öneri ise, Çin, Brezilya, Hindistan, Güney Kore, Rusya, Güney Afrika, Tayland, Mısır, Kosta Rika ve Türkiye’nin oluşturduğu 12 ülkeye, en az yüzde 53 ek gümrük vergisi ile, diğer tüm ülkelerden yapılan çelik ithalâtına, 2017 seviyeleriyle sınırlandıracak “kota” uygulamasını içermekteydi. Raporda ayrıca, tüm ülkeler için, bu ülkelerden 2017’de ithal edilen söz konusu ürünlerin yüzde 63’ü düzeyinde kota getirilmesi de teklif edilmekteydi.

Alüminyum için ilk öneri Çin, Rusya, Venezüella, Vietnam ve Hong Kong’dan yapılan alüminyum ithalatına yüzde 23.6 gümrük vergisi salınması şeklindedir. İkinci alternatif olarak da, tüm ülkelere, 2017’de ABD’ye yaptıkları ihracatın yüzde 86.7’si ile sınır getiren “miktar kotasının” uygulanması yolundadır.

TRUMP’IN BU KONUDAKİ DÜŞÜNCESİ

Bilindiği gibi Trump, 2016 Kasım seçim kampanyasında, “tek ülke” başlığında, sık sık “Amerika’yı yeniden büyük yapacağız” diyerek, Amerikan ürünlerinin diğer ülkelere karşı korunması gerektiğini açıkça söylemişti.

Diğer yandan ABD Başkanı, ticaret savaşlarının iyi ve bu savaşları kazanmanın kolay olduğunu söyledi. Trump, Twitter’dan paylaştığı mesajda, “bir ülke (ABD) neredeyse her ülke ile ticaretinden milyarlarca dolar kaybettiği zaman, ticaret savaşları iyi ve kazanması kolaydır” görüşünü açıkladı. Trump iletinin devamında da, “Örneğin bir ülkeyle ticaretimizden 100 milyar dolar eksideysek ve karşı taraf kurnaz davranıyorsa, artık ticaret yapmayız. Büyük kazancımız olur” ifadesini kullandı.

AMERİKAN EKONOMİSİNDEKİ KORUMACILIK

İkinci Dünya Savaşı sonrasında küresel ticaretin gelişimine önderlik eden ABD’nin günümüzde “korumacı politikalara” yöneldiği, geniş kabul gören bir olgu. Ancak, korumacı politikalara yönelen

ABD’nin yalnız olmadığı, fakat başı çektiği de, ayrıca gözlenen bir konu. Aşağıda, Kasım 2008 ile 2018 başı arasında, G20 üyesi ülkelerden, ticaret politikası alanındaki “korumacı düzenlemelerin” sayısına göre ilk on ülke gösterilmektedir. Görüldüğü gibi, daha Trump iktidara gelmeden önce ABD bu yola girmiş durumdadır. Trump’ın yaptığı, belki de, bu yolun söylemini açığa vurmak ve bu olguyu “popülizm” aracı olarak kullanmak oldu.

Özellikle 2001 sonrasında Çin’in çok iddialı büyümesi ve dünya ticaretindeki ağırlığını artırması, ABD’deki “korumacı önlemler için gerekçeler” olarak sayılabilir. Ancak mesele, Ümit Akçay’ın de belirttiği gibi, bu kadar basit değil. Zira Çin’de yatırım yapmış pek çok “ABD kökenli çok uluslu firma”, ABD aleyhine gelişen ticaret dengesinin bir bileşeni olduğu unutulmamalıdır.

Aşağıdaki grafik, küresel mal ihracatında Çin ve ABD’nin paylarını göstermektedir. Grafiğin verdiği görüntü, Çin’in, Dünya Ticaret Örgütü’ne üye olduğu 2001 sonrası dünya toplam ihracatındaki payı değer olarak üç kat artarken, aynı dönemde ABD’nin payının ise yüzde 30 azaldığı şeklindedir. Kasım 2016’da Trump’ın ABD başkanlığına gelmesiyle, seçim vaatleri arasında yer alan “dış ticarette korumacı önlemler” paketinin bir unsuru olan “ek gümrük vergilerini”, grafikte yansıyan gelişmeyi “tersine çevirme” amaçlı bir girişim olarak değerlendirebiliriz.

Anılan kararın arkasındaki bir diğer olgu da, Amerikan ekonomisinde yıllardır süren dış ticaret açığını azaltma düşüncesi de olabilir. Bunun son örneği, Mart 2002 ve Aralık 2003 tarihleri arasında yaşanmıştır. O tarihlerde yine çelik dışalımına getirilen yüzde 8 ile 30 arasında değişen ek gümrük vergisi sonucu, Birleşik Devletler’in çelik ithalâtı yüzde 5, çelik dış ticaret açığı da yüzde 28 oranlarında düşmüştü.

Bu bağlamda ekleyebileceğimiz son bir husus da, ABD’nin aşkın tüketimini dış tasarruflardan fonlandığı sürece, Amerikan dış ticaret açığının azaltılması çabasının “ekonomik bir karşılığının” olmadığı çıkarımıdır. Bu konuda getirilen korumacılık önlemleri sadece, açığın sektörler arasında yeniden dağılımına yardımcı olacaktır.

ABD’NE KARŞI MİSİLLEME OLASILIĞI

ABD Başkanının, tüm dünyada küresel bir “korumacılık savaşı” başlatma riski olan bu hamlesinde geri adım atmaması halinde, pek çok ülkenin “karşı hamle” yapması beklenmektedir. Bu konuda en hassas ve misilleme olasılığı yüksek ülkeler de Kanada, Çin ve AB olarak belirtilmektedir. Genel kanaat, söz konusu ülkelerin, Trump’ın bu politikadaki kararlılık derecesini görmeye çalıştıkları yolundadır. Bu olasılığa karşılık Trump’ın son tweet mesajında, AB’nin bir karşı hamlesi karşısında ABD’nin de, Avrupa’dan gelen otomobiller için ek gümrük vergisi uygulaması ile karşılık vereceği tehdidini yazmıştır.

Trump her ne kadar söz konusu kararların tümüyle Çin’e yönelik olduğunu belirtse de, çelik vergisinden en çok etkilenecek ülke hemen kuzey komşusu olan Kanada olacaktır. Ancak Amerikalı ekonomistler de, söz konusu kararın ABD’yi olumsuz etkileyeceği konusunda fikir birliği içindeler. ABD’de çelik fiyatları daha şimdiden ortalama yüzde 8 artmış durumda. Böylesi bir gelişmenin sürmesi halinde, uzun süredir yüzde 2’lerin üzerine çıkması beklenen enflasyon, arzu edilenin ötesine sıçrayacak ve tüm maliyetleri de beraberinde arttıracaktır. Bu gelişmenin iktisadî karşılığı, Amerikan ekonomisinin “rekabet gücünün zayıflaması” şeklinde gerçekleşebilir.

Doğal olarak, enflasyonla birlikte ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırımından tedirgin olan sermaye piyasaları da, konunun zincirleme bir reaksiyon göstermesinden endişe etmektedirler. “ABD’de önce enflasyon artar, FED faiz artırır, ardından da zaten balon endişesi olan sermaye piyasalarında düzeltme değil, ciddi bir çakılma gelir” şeklinde düşünenlerin sayısı da giderek çoğalmaktadır.

Sonuç olarak, ABD Başkanı’nın, ithalât konusu iki malda ek gümrük vergisi yürürlüğe koyma düşüncesini açıklaması, yıllar önce fark edilen, özellikle Çin’in yükselişine ve karşılıklı ticaretteki “ABD aleyhine açık” konusu için alınmış bir “korumacılık” önlemi olduğunu söyleyebiliriz. Ancak mevcut küreselleşmenin etkisiyle de, böylesi bir kararın yol açacağı “ticaret savaşlarının”, sadece taraf ülkeler ile sınırlı kalmayacağı öngörülebilir. Keza, bu kararın hayata geçmesi halinde, benzeri başka kararların da, kamuoyu desteğini artırmak isteyen “popülizme yatkın” Trump tarafından tekrarlanabilir.

Özün özü: Küreselleşme, hiçbir ticari kararın bölgesel/mahalli kalmasına izin vermez

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

2021 yılında 46 milyar Amerikan Doları ($) olan “dış ticaret açığı (DTA)”, 2022 Ağustos itibariyle (yıllıklandırılmış olarak) yüzde 88 artışla 88.6 milyar $’a fırlamıştır. Yeni açıklanan “2023- 2025 d

Türkiye Hazinesi görülmemiş bir hız ile borçlanırken, son 3 yıldır sadece yurt dışı piyasalardan değil, “yurt içi piyasalardan da döviz ve altın” cinsi borçlanmayı çok artırdı. Bunun sonucunda” iç bor

bottom of page